Yazar

Deniz Ali Gür

Browsing

Şarkı sözü için dil koparma tehdidi, sahne kıyafetleri üzerinden koparılan yaygara, bir Çerkez atasözünü andığı için tutuklanan gazeteci… Kimisi AKP’li Cumhurbaşkanı ile maiyetindeki bakanların kimisi de sosyal medya trollerinin imzasını taşıyan bu eylemlerin tümü, dinci gericiliğin halka karşı sistematik saldırısının parçası. Fahrettin Altun’un “akredite” gazetecilere AKP’li Cumhurbaşkanı’nın “dil koparma” tehditli konuşmasının yazılmaması talimatını verdiği, görüntülerin Cumhurbaşkanlığı bilgisi ve onayı yayıldığı iddiası – medyaya yansıyan görüntülerin profesyonel kameradan değil cep telefonundan çekilmiş olması ve havuz medyasının…

Bir genç öldü. “Yaşama sevincimi kaybettim” diyerek neden yaşamaktan vazgeçtiğini anlattı, kendisini pes ettiren karanlıktan hiç değilse kardeşlerini kurtarmak için son kez seslendi. Artık aramızda olmadığı için göremediyse de çaresizlik içinde sarf ettiği son sözleri milyonlarca gencin çığlığına dönüştü. Utanmaz gericiler diyor ki ruhsal sorunları varmış, kaldığı yurtla ilgisi yokmuş, zaten içine kapanık bir gençmiş… İntiharın toplumsal bir olgu olduğunu toplum bilimlerine aşina olan herkes bilir. Enes’in intiharı hem toplumsal hem siyasal. Bir tıp fakültesi…

Bir 29 Ekim’i daha geride bıraktık. Kısmen süreklileşmiş, kısmen de bu yıla özgü anekdotlarla… Süreklileşmiş olanlar malum: AKP’li Cumhurbaşkanı yine 29 Ekim’i kendi şovuna çevirdiği bir açılışa (bu kez AKM) denk getirdi, Diyanet 29 Ekim hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk’ü anmadı, Kastamonu Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı’nın 29 Ekim kutlamasında açılan Erdoğan posteriyle yılın iktidar kaynaklı 29 Ekim provokasyonu eksik bırakılmamış oldu, Cumhuriyet’in ekonomik varlıklarını yağmalayıp tasfiyesine alkış tutan sermaye grupları her zamanki gibi bu yıl…

“Dün itibariyle kayyum Melih Bulu’nun bu göreve devam edip etmeyeceği tartışması bitmiştir. Üniversiteyi yönetemeyeceği bir kez daha ortaya çıkan Bulu’nun o göreve devam etmesinin imkanı kalmadı. Mesele artık Bulu’ya görevden ne zaman ve hangi biçimde el çektirileceğiyle ilgili.” Bu satırlar, yazıldığı 2 Şubat’tan 5 ay sonra, yani kayyum Bulu’nun “krizin biteceğini öngördüğü” 6 aylık süre zarfında resmen doğrulandı. Zamanlama ve görevden el çektirilme biçimiyle ilgili belirsizliği ortadan kaldırarak… Yazar müneccim değil. Tarihin 15 Temmuz’a döndüğü…

Boğaziçi Üniversitesi’nde tarihi bir dönem yaşanıyor. İktidar işi gücü bıraktı, sabah akşam ülkenin bu köklü üniversitesiyle kavga ediyor. Atadıkları kayyum kontrolü iyice kaybetti, dört yıl boyunca yöneteceğini iddia ettiği kurumun bütün bileşenlerine savaş açıyor. Şirin gözükme çabaları fayda etmeyince sesini kesip kendini unutturmaya bakan kayyum haftalar sonra yarattığı bir bahaneyle üniversite öğrencileri arasında nefret ve düşmanlığı kışkırtacak bir Tweet atıp insanları cinsel yönelimleri nedeniyle hedef gösteriyor. Sonra Valilik ve İçişleri Bakanı devreye giriyor, ayrımcılık temelinde…

Gençlik mücadelesi bir kez daha ülke gündemini belirledi. Ülkenin gündemi, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı kayyum rektör Melih Bulu’yu kabul etmeyen ve üniversitelerinin kapısına kelepçe vurulan Boğaziçililer. Eski bir Boğaziçi mezunu ve tıpkı kayyum ataması gibi keyfi bir yönetim anlayışının ürünü olan KHK hukuksuzluğuyla işten atılmış bir akademisyen olarak bu konuda söyleyeceklerim var. Üniversitesine sahip çıkan Boğaziçilileri takdir etmeden, onları koşulsuz, amasız, fakatsız desteklemeden söylenen hiçbir sözün kıymeti yok. Farklı mecralarda görülen “Yeni mi fark ettiniz?”…