Yazar

Dsosyal

Browsing

2021 ülkemiz açısından zor bir sene oldu. Yaklaşık 2 senedir süren ve halen sürmeye de devam eden COVID-19 pandemisi, Türkiye kapitalizminin yapısal krizi ve AKP – MHP koalisyonunun bir siyaset tarzı olarak sürdürdüğü siyasal krizlerle birleşince yaşam yurttaşlarımız için yorucu bir hal aldı. Her kapitalist ülkede olduğu gibi ülkemizde de tüm bu krizlerin faturası burjuvazinin çıkarları doğrultusunda ve siyasal iktidarın marifetiyle işçi sınıfı ve emekçilere kesildi. “Pandemi ile mücadele” adı altında dayatılan ücretsiz izin, kısa…

İktisadi kavramlar üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi serisinde bu kez döviz kurundaki gelişmelerin emekçilerin hayatına olan etkilerini Murat Kubilay ile konuştuk. Sabit Kur Rejimi ve Dalgalı Kur Rejimi nedir? Türkiye’de dalgalı kur rejimine geçilmesinin nedenleri hakkında ne söylemek istersiniz? Sabit kur sisteminde; devlet döviz kurlarında hareketliliğe izin vermez, buna karşılık belirlemiş olduğu kur üzerinden herkese döviz sağlama taahhüdünde bulunur. Dalgalı kurda ise döviz fiyatları serbest piyasada belirlenir, haliyle devletin bir taahhüdü olmaz. Günümüzdeyse bu iki ucun arasındaki…

İktisadi kavramlar üzerine söyleşi dizimizin bugünkü konuğu Cüneyt Akman. Bugünkü söyleşimizde Akman’la enflasyon kavramı, yüksek enflasyonun nedenleri, faiz-enflasyon ilişkisi ve Türkiye’deki enflasyon artışının gerekçeleri üzerine konuştuk. Enflasyon tam olarak ne demektir? Ülke emekçileri açısından enflasyonun son aylardaki hızlı artışının yakın ve uzun vadeli olası sonuçları nelerdir? Enflasyon kelime anlamıyla “şişme” demektir. Araba lastiğinin hava ile şişirilmesi mesela İngilizcede “to inflate” fiiliyle anlatılır. Bu şekilde şişen pek çok şey olabilir. Bizim burada kast ettiğimiz fiyatların şişmesi,…

İktisadi kavramların emekçiler için ne anlama geldiğini irdelediğimiz söyleşi dizimize Anıl Aba ile devam ediyoruz. Bugünkü söyleşimizde asgari ücretin tanımı, asgari ücretli çalışan oranının anlamı ve asgari ücret artışının emekçilerin yaşamındaki etkisi gibi konuları ele aldık.Asgari ücret nedir? Şu an Türkiye’de emekçilerin yüzde kaçı asgari ücretle çalışmaktadır? Asgari ücret, yasal olarak bir işverenin çalıştırdığı işçiye verebileceği en düşük yevmiyedir. Genelde kira, mutfak masrafı, faturalar ve giyim-kuşam gibi hayatta kalıp ertesi gün tekrar işe gelebilecek seviyede…

Son dönemde, bazı iktisadi kavramları geçmişe oranla daha fazla duymaya başladık. Hepimizin hayatına etki eden bu kavramların iktisadi düzlemdeki karşılığı ise halkın önemli bir çoğunluğu tarafından bilinmiyor. Bu durum, düzen siyasetinin geniş emekçi kesimleri manipüle etmesini kolaylaştırırken emekçilerin bağımsız taleplerini şekillendirmesini de güçleştiriyor. Yakın dönemde karşımıza sıklıkla çıkan bazı iktisadi kavramların emekçiler açısından ne ifade ettiğine odaklanacağımız söyleşi serimizin ilk ayağını Ali Rıza Güngen ile “Faiz” konu başlığında gerçekleştirdik. Politika faizi nedir? Merkez Bankalarının para…

Geçtiğimiz haftalarda çalışma yaşamıyla ilgili dikkat çeken iki düzenleme yürürlüğe girdi. İlk olarak COVID-19 pandemisiyle birlikte hayatımıza giren kısa çalışma uygulaması, 31 Mart itibariyle sona erdirildi. Ardından da SGK çok sayıda patronun pandemi fırsatçılığı için kullandığı Kod-29’un kaldırıldığını açıkladı. Yapılan düzenlemelerde işçi yararına bir gelişme olup olmadığına yakından bakalım. Kısa Çalışma Uygulaması Nedir? Kısa çalışma “genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebepler” gereği çalışma alanında haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir…

Adı işçi kıyımlarıyla birlikte anılan “Kod 29” uygulaması, yürürlüğe girmesi daha önce olmakla birlikte asıl olarak pandemiyle birlikte gündeme gelmeye başladı. Tümüyle işçi düşmanı bir içeriğe sahip olan Kod 29, uygulama itibariyle de patronlara hak gaspı için fırsat vermektedir. 4857 numaralı İş Kanunu’nun 19. maddesine göre işveren işten çıkarılan işçinin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde bildirmek zorundadır. Kanunun 25. maddesinde bu sebepler; 1. Sağlık sebepleri 2. Ahlak…

Türkiye’de bilinen ilk COVID-19 vakası geçtiğimiz yıl 8 Mart’tan birkaç gün sonra tespit edilmişti. Geçen bir yıla yakın sürede uzaktan çalışma, sokağa çıkma yasakları, zorunlu ücretsiz izin ve uzaktan eğitim uygulamalarının da etkisiyle toplumun genelinin evde geçirdiği süre artmış oldu. Hane fertlerinin evde geçirdiği sürenin artması sonucunda artan çocuk, eş/partner, yaşlı, engelli bakımı ve salgınla mücadelenin gerektirdiği hijyen koşullarını sağlamak gibi gereklilikler ile artan ev işi yükü, ev içinde eşitsiz iş bölümü yüzünden çoğu zaman…

Birkaç ay önce yayınlanan bir yazımızda AKP iktidarının salgın sürecinde imza attığı skandallara değinmiştik. Bunlardan biri de vaka sayılarına dair aylarca süren yanlış bilgilendirmeydi. Artan hasta sayısını gizlemek için verileri çarpıtan iktidar, uzun bir süre boyunca kamuoyuna açıkça yalan söylemiş oldu. Bu yalan, 30 Eylül’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından da kabul edildi. Hasta ve vaka arasında garip bir ayrım yapan Koca, her vakanın hasta olmadığını iddia ederek söylenen yalana kılıf bulmaya çalışsa da kimseyi…

Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının tespit edildiği 11 Mart 2020’den bugüne, ülkemiz emekçileri salgınla mücadele ederken, iktidarın sermayeyi koruyan neoliberal politikaları emekçiler için yaşamı her geçen gün daha da zorlu kılıyor. Pandeminin sona erdirilmesi için tüm ülke halklarının yaygın olarak aşılanması gerekirken aşının bir meta olarak değerlendirilerek patentlenmesinin tüm insanlığın sağlığını tehlikeye attığı görülüyor. Bunlarla birlikte özellikle ülkemizde emekçiler salgın koşullarında çalışmak zorunda bırakılıyor, hayatlarını kaybediyor. Hal böyleyken, birçok uzman tarafından önerilen, faydası gözle görülür biçimde…