Yazar

Devrim Çetinocak

Browsing

AKP gericiliğinin yarattığı tahribatın somutlandığı alanlardan biri genel olarak Türkiye ilericiliğinin, özel olarak ise sosyalistlerin ülke ile kurdukları bağların zayıflatılması oldu. Bu durum sadece Türkiye’nin güncel durumu ile bağ kurmakta zorlanmayı değil aynı zamanda ülkenin tarihsel birikimine yabancılaşmayı ve memleketin geleceğine ilişkin umut beslemekte/hak iddia etmekte sergilenen bir zayıflığı ifade ediyordu. Sıraladığımız düzlemler ile ilericilerin/sosyalistlerin bağının kopartılmasının ilk halkası gericiliğin güç ve etkisinin olduğundan büyük gösterilmesiydi. İkinci halka ise ilericiliğin tarihsel ve güncel birikiminin ilericiler/sosyalistler…

Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın halkın oylarıyla seçildiği iki seçim geride kaldı. 2014’te yapılan ilk seçimlerde sosyalist solda iki ayrı yönelim ortaya çıktı: Boykot ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a destek verme. Boykot tercihi, AKP karşıtı geniş kitleler içerisinde de somut bir karşılık bulmuştu. Ancak, sosyalist sol bu somut karşılığı örgütlü kılmakta ve politik olarak temsil etmekte yetersiz kaldığı ölçüde bu tablodan sol adına kalıcı bir bakiye üretilmesi mümkün olmadı. Öte yandan, Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı nedeniyle ortaya çıkan tepki…

AKP iktidarının karakterini oluşturan ana unsurlardan olan cumhuriyet düşmanlığının somutlandığı alanlardan biri de yurttaşlık kategorisinin tasfiyesi oldu. Her ne kadar bu süreçteki AKP politikası, “yurttaştan tebaaya geçiş” olarak özetlenebilecek olsa da bu politikanın hayata geçirilmesinde kritik başka bir basamağın varlığı gözden kaçırılmamalı. Halen devam eden bu politikanın bugüne kadar aldığı yolda, halkın geniş kesimlerinin siyasete katılım mekanizmalarının daraltılması ve süreksizleştirilmesi merkezi bir rol oynadı. Siyasete katılımın seçime ve yurttaşlığın oy vermeye indirgendiği bu süreçte seçmen…

Sedat Peker’in açıklamalarının da etkisiyle iktidar bloku bünyesindeki gerilimler daha yüksek sesle dile getiriliyor, birbirinden hoşnutsuz olan çeşitli ekiplerin varlığı tartışılıyor. Baştan uyaralım, Erdoğan, MHP, Soylu, Pelikancılar, Cihannüma grubu üzerine uzun uzun analizler yaparak hangisinin aslında tam olarak nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu belirtecek kulis bilgilerine ve Saray dedikodularına vakıf değiliz. Bu nedenle yazımızın kapsamı bu iç çelişkileri derinleştiren faktörler ve iç çelişkilerin derinleşmesinin farklı bağlamlar içerisinde taşıdığı farklı anlamlar ile sınırlı kalacak. *** İlk…

Türkiye siyaseti uzunca bir süredir meclis ve seçim hesapları arasında ciddi bir sıkışmaya ve kuraklığa mahkum edilmişti. Bu tablo, iktidar cephesinin toplumsal alanda oluşan tepkilere dönük ölçüsüz saldırganlığı ve meclis muhalefetinin “gerilim AKP’ye yarar” siyasetinin bileşkesi olarak ortaya çıktı. Temel olarak, iktidar bloğunun çözülüşünü frenleyici ve bu bloğun yeni hamlelerle ömrünü uzatması için fırsat sunucu bir işlev gördü. Pandemi döneminin başları da süregiden siyaset tablosunun bir uzantısı görüntüsü veriyordu. Hatta, COVID-19 önlemleri kitlelerin siyasette aktör…

Uzunca bir süredir düzen muhalefeti cephesi toplumsal düzlemde herhangi bir hareketlenme gördüğünde “İktidarın oyununa gelmemek lazım” diyerek bir çeşit itidal çağrısı yapıyor ve toplumun biriken taleplerinin seçimlere kadar rafa kalkması gibi tuhaf bir beklenti içerisinde hareket ediyor. Dolayısıyla, Boğaziçi Üniversitesi Direnişi sonrasında muhalefet cephesinden gelen tepkilerin bu yaklaşıma dayanması da şaşırtıcı değil. Bu yaklaşım, sadece toplumun aktör olmadığı bir siyasal düzlem tahayyül ettiği için yanlış değil. Düzen muhalefeti, aynı zamanda iktidara da sahip olmadığı bir…

İktidarın Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak ataması aradan geçen üç haftaya yakın sürede üniversite kamuoyunda kimseyi ikna edebilmiş değil. Üstelik üniversite bileşenleri, ikna olmamakla kalmayıp tepkilerini güçlü bir biçimde dile getirmeyi sürdürüyor. Atamaya yönelik tepkilerin kitleselliği, kararlılığı ve yaygınlığı, öğrenci gençlik hareketi açısından da yeni bir canlanma döneminin işaretlerini oluşturuyor. Bu nedenle, tepkileri ortaya çıkartan nedenleri algılamak yeni dönemde etkili ve sonuç alıcı müdahalelerde bulunabilmek için kritik bir öneme sahip. Melih Bulu atamasına yönelik…

Tek başına verili siyasi-ideolojik güç dengesi içerisinde anlık çözümler bulmayı hedefleyen pragmatik yaklaşımların da güncellikle nihai hedef arasında ilişki kuramayan bir apolitizmin de terk edilmesi gerekiyor. Devrim’in yayın hayatında bu sayının özel bir yeri olduğu açık. Bizi ilk kez dergimizi ayın başında değil ortasında yayımlamaya iten de bu özel konum oldu. Bu özel durum Devrim Hareketi’nin yola çıkışıydı. Bu çıkış, bizim için her şeyden önce dergimizin bir senedir dile getirdiği iddiaların siyasi düzlemde bir somutluğa…

Siyaset içerisinde yaşanılan dünyayı ve ülkeyi değiştirme iddiası ile yapılır. Bu iddiaya sahip olmak, değiştirmek için dayanak noktası/noktaları aramayı da beraberinde getirir. Peki, sözcüğün en geniş anlamıyla sol ya da ilerici bir dönüşümü hedefleyenlerin önünde hangi seçenekler durmaktadır? Türkiye örneğinde tarihsel olarak dört ana seçeneğin dayanak noktası olarak gündeme geldiğini görürüz. Bunlardan ilki bürokrasi ve düzen partileri de dahil olmak üzere düzenin yerleşik güçleridir. İki farklı uç sayılabilecek 1960’ların sol cunta arayışları da günümüzün CHP’ye…

Türkiye devrimci hareketinin önünde öncelikli iki ana sorun var. Birincisi, nihai hedef ile sınıflar mücadelesinin mevcut dengesi arasındaki boşluğu dolduracak bir devrimci stratejinin inşası, ikincisi ise bu stratejinin geniş halk kesimlerinin mücadelesine ışık tutmasının aracı olacak programın oluşturulması. Devrim dergisi önümüzdeki sayı ile yayın hayatında bir yılı dolduracak. Bu bir yıl boyunca dergimizin yaptığı tartışmaların merkez noktalarından birini Türkiye devrimci hareketinin strateji sorunu oluşturuyordu. Türkiye sosyalist hareketi, kendi tarihinin en etkisiz dönemlerinden birini yaşarken bizim…