Yazar

Devrim Çetinocak

Browsing

Sosyalist Güç Birliği’nin kuruluşunun ilan edilmesi hem sol kamuoyunda hem de AKP karşıtı toplumsallık içerisinde yankı yarattı. Dört sosyalist örgütün öncülüğünde ortaya atılan kamucu, laik ve yurtsever siyasi zemin, yüzünü sola dönmüş toplumsal kesimler içerisinde heyecanla karşılanırken belirli toplulukların da eleştirilerini beraberinde getirdi. Bu eleştirilerin önemli bir bölümünde açık veya örtük olarak bulunan temel vurgu, dönemin acil görevinin “mümkün olan en geniş cepheyi oluşturmak” olduğu varsayımı. Ancak, bu ortak varsayımın CHP ve HDP merkezli varyantları…

Düzen muhalefeti, AKP’ye karşı geniş toplumsal kesimlerde biriken öfkeyi yalnızca seçim zeminine sıkıştırmak için yıllardır büyük bir çaba harcıyor. Haziran Direnişi’nden sonra daha da yoğunlaşan bu çaba tek başına bir siyasi pragmatizmin ürünü değil. Seçim zeminine sıkıştırma, öfkenin düzen dışına taşma ihtimalinden korkunun bir ürünü. Tartışmanın seçim/seçmen zemini üzerinde inşa edilmesi bir başka kritik işleve daha sahip. Özellikle kendisini solda tanımlayan ciddi bir seçmen ağırlığına sahip olan CHP, sınıfsal bir tercihin ürünü olan sağ politikalarını…

Mevcut ekonomik yıkım tablosunun beraberinde getirdiği tartışmalar ülke siyasetinde uzunca bir süredir merkezi bir konumda. Kasım ayı sonunda TL’deki aşırı değer kaybı sonrası oluşan tepkiler, bu kritik konumu daha da güçlendirdi. Ancak, sürecin sonuçları pek de genel beklentiyle uyuşmadı. İktidar, tahmin edilenden çok daha az güç kaybetti. İktidarın kayıpları, düzen muhalefetine yönelmeyerek yalnızca kararsızların artması sonucunu verdi. İktidar ve muhalefet cepheleri ile birlikte düzen aktörlerinin bir bütün olarak sorun yaşadığı bir süreçte düzen dışı aktörlerin…

Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışı tartışmaları ve tepkileri de beraberinde getirdi. Hatta bu tepkilerinden ardından CHP cephesi, önce Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek düzeyinde sonra da doğrudan Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasında “helalleşme” meselesine tabanı rahatlatıcı vurgular ekleme ihtiyacı duydu. Ancak, yine de bu vurgular Kılıçdaroğlu’nun çıkışının özünü değiştirici bir niteliğe sahip değil. Peki bu öz nedir? CHP lideri, AKP eliyle iflasa sürüklenmiş bir ülkede siyaset yaparken kendi partisinin geçmişi ile hesaplaşmayı bir öncelik olarak görüyor. Kılıçdaroğlu’nun anlayamadığı noktalardan…

AKP gericiliğinin yarattığı tahribatın somutlandığı alanlardan biri genel olarak Türkiye ilericiliğinin, özel olarak ise sosyalistlerin ülke ile kurdukları bağların zayıflatılması oldu. Bu durum sadece Türkiye’nin güncel durumu ile bağ kurmakta zorlanmayı değil aynı zamanda ülkenin tarihsel birikimine yabancılaşmayı ve memleketin geleceğine ilişkin umut beslemekte/hak iddia etmekte sergilenen bir zayıflığı ifade ediyordu. Sıraladığımız düzlemler ile ilericilerin/sosyalistlerin bağının kopartılmasının ilk halkası gericiliğin güç ve etkisinin olduğundan büyük gösterilmesiydi. İkinci halka ise ilericiliğin tarihsel ve güncel birikiminin ilericiler/sosyalistler…

Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın halkın oylarıyla seçildiği iki seçim geride kaldı. 2014’te yapılan ilk seçimlerde sosyalist solda iki ayrı yönelim ortaya çıktı: Boykot ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a destek verme. Boykot tercihi, AKP karşıtı geniş kitleler içerisinde de somut bir karşılık bulmuştu. Ancak, sosyalist sol bu somut karşılığı örgütlü kılmakta ve politik olarak temsil etmekte yetersiz kaldığı ölçüde bu tablodan sol adına kalıcı bir bakiye üretilmesi mümkün olmadı. Öte yandan, Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı nedeniyle ortaya çıkan tepki…

AKP iktidarının karakterini oluşturan ana unsurlardan olan cumhuriyet düşmanlığının somutlandığı alanlardan biri de yurttaşlık kategorisinin tasfiyesi oldu. Her ne kadar bu süreçteki AKP politikası, “yurttaştan tebaaya geçiş” olarak özetlenebilecek olsa da bu politikanın hayata geçirilmesinde kritik başka bir basamağın varlığı gözden kaçırılmamalı. Halen devam eden bu politikanın bugüne kadar aldığı yolda, halkın geniş kesimlerinin siyasete katılım mekanizmalarının daraltılması ve süreksizleştirilmesi merkezi bir rol oynadı. Siyasete katılımın seçime ve yurttaşlığın oy vermeye indirgendiği bu süreçte seçmen…

Sedat Peker’in açıklamalarının da etkisiyle iktidar bloku bünyesindeki gerilimler daha yüksek sesle dile getiriliyor, birbirinden hoşnutsuz olan çeşitli ekiplerin varlığı tartışılıyor. Baştan uyaralım, Erdoğan, MHP, Soylu, Pelikancılar, Cihannüma grubu üzerine uzun uzun analizler yaparak hangisinin aslında tam olarak nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu belirtecek kulis bilgilerine ve Saray dedikodularına vakıf değiliz. Bu nedenle yazımızın kapsamı bu iç çelişkileri derinleştiren faktörler ve iç çelişkilerin derinleşmesinin farklı bağlamlar içerisinde taşıdığı farklı anlamlar ile sınırlı kalacak. *** İlk…

Türkiye siyaseti uzunca bir süredir meclis ve seçim hesapları arasında ciddi bir sıkışmaya ve kuraklığa mahkum edilmişti. Bu tablo, iktidar cephesinin toplumsal alanda oluşan tepkilere dönük ölçüsüz saldırganlığı ve meclis muhalefetinin “gerilim AKP’ye yarar” siyasetinin bileşkesi olarak ortaya çıktı. Temel olarak, iktidar bloğunun çözülüşünü frenleyici ve bu bloğun yeni hamlelerle ömrünü uzatması için fırsat sunucu bir işlev gördü. Pandemi döneminin başları da süregiden siyaset tablosunun bir uzantısı görüntüsü veriyordu. Hatta, COVID-19 önlemleri kitlelerin siyasette aktör…

Uzunca bir süredir düzen muhalefeti cephesi toplumsal düzlemde herhangi bir hareketlenme gördüğünde “İktidarın oyununa gelmemek lazım” diyerek bir çeşit itidal çağrısı yapıyor ve toplumun biriken taleplerinin seçimlere kadar rafa kalkması gibi tuhaf bir beklenti içerisinde hareket ediyor. Dolayısıyla, Boğaziçi Üniversitesi Direnişi sonrasında muhalefet cephesinden gelen tepkilerin bu yaklaşıma dayanması da şaşırtıcı değil. Bu yaklaşım, sadece toplumun aktör olmadığı bir siyasal düzlem tahayyül ettiği için yanlış değil. Düzen muhalefeti, aynı zamanda iktidara da sahip olmadığı bir…