AKP’nin iktidarda olduğu dönem birçok farklı şekilde tanımlanabilir, bunlardan birisi de söz konusu dönemin bir çürüme dönemi olduğudur. Cumhuriyeti yıkan, devlet kurumlarının içini boşaltan, kamuya ait varlıkları sermayeye peşkeş çeken, emek düşmanlığını Türkiye’nin yakın tarihinde görülmemiş noktalara taşıyan siyasal İslamcı yönetim çürümeyi ülkenin her yanına yaymıştır. Bu durum 19 yıllık iktidarlarının sonunda artık çok daha net olarak görülebilmektedir. AKP’nin çökme noktasına getirdiği alanların en önemlilerinden biri ve maalesef en zor düzeltilecek olanı eğitimdir. Temel eğitimde, sınav sistemi ile ders müfredatlarını her sene değiştiren, devlet okullarına gereken bütçeyi vermeyerek kamusal eğitimin niteliğini sürekli düşüren hükümet, ayrıca özel okulların açılmasını özendirerek sermayeye de karlı bir alan sağlamış oldu. Üniversite eğitimindeki niteliksizleşme de bu sürece paralel ilerledi. ‘Her ile üniversite’ şiarıyla hareket eden AKP, kendisi iktidara gelmeden önce 77 olan üniversite sayısını 15 yılda neredeyse üç katına çıkardı. 2003-2018 yılları arasında 129 yeni üniversite açıldı1https://www.birgun.net/haber/plansizligin-bilancosu-ogrencinin-sirtinda-282854 (Erişim Tarihi: 30.10.2021). Bugün 74’ü özel olmak üzere Türkiye’de toplam 203 üniversite mevcut2https://istatistik.yok.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 30.10.2021). Eğitime ayrılan bütçe ve arttırılan kontenjanlar da göz önünde alındığında, bu sayısal artışın eğitimin kalitesinde ciddi bir düşüşe yol açtığını anlamak çok da zor değil.

            Hükümetin üniversite sayısını arttırma ısrarının nedenleri çokça tartışıldı ve tartışılmaya da devam ediyor. Öğrenci sayısını arttırarak işsiz sayısını az göstermek, yandaş firmalara inşaat ihaleleri, yandaş üniversite mezunlarına memuriyet kadroları sağlamak gibi nedenler bu politikaya yol açan faktörlerden bazıları. Ama belki de en önemli neden, AKP’nin özellikle ülkenin ekonomik olarak durgun olan ve tarım ile sanayiyi teşvik eden politikalardan tamamen vazgeçilmesiyle iyice durgunlaşan küçük şehirlerinde sahte bir ekonomik canlılık yaratmak. On binlerce öğrencinin yaşamak ve okumak için geldiği görece atıl bölgelerde emlak rantı ve küçük yerel işletmeler üzerinden ciddi bir pazar yaratıldı. Yani bugün önemli bir gündem haline gelen barınma sorunu, sorumlusunun salgın olduğu bir ‘talihsizlik’ değil. Tam tersine bu problem, AKP’nin yıllardır sürdürdüğü son derece bilinçli bir politikanın doğal bir sonucu.

            Bu yazımızda üniversiteler ile konut fiyatları arasındaki ilişkiyi üç örnek üzerinden somut hale getirmeye çalışacağız. Örneklerimizi üç büyük şehir ve son yıllarda çokça göç alan kentler dışından seçtik. Üçü de 1992 yılında kurulan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nin bulundukları şehirlerdeki kiralara etkisini, mahallelerin kira ortalamalarını ilçe bazında gösteren haritalar üzerinden ortaya koyacağız.

1. Örnek: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi – Menteşe/Muğla

Menteşe/Muğla metre kare birim kira haritası 3 https://bit.ly/3D58vRy

Menteşe İlçesi’nin merkez mahallelerinde (Karamehmet, Muslihittin, Emirbeyazıt, Orhaniye) ortalama kiralar 14 tl/m2 ile 16 tl/m2 arasında değişirken, üniversitenin de içinde yer aldığı Kötekli Mahallesi ile üniversiteye en yakın ikinci mahalle olan ve yine sıklıkla öğrencilerin yaşadığı Yeniköy’de kira ortalaması 19 tl/m2. Söz konusu iki mahallenin şehrin merkezinden görece kopuk olması, öğrencilerin çoğunu bu bölgede yaşamaya mecbur bırakıyor.

2. Örnek: Pamukkale Üniversitesi – Pamukkale/Denizli

Pamukkale/Denizli metre kare birim kira haritası 4 https://bit.ly/3BUzr58

Şehrin güney sınırında yer alan Pamukkale Üniversitesi’nin içinde bulunduğu Kınıklı Mahallesi ve buraya komşu iki mahalle olan Zeytinköy ve Asmalıevler, 16-17 tl/m2 kira ortalamalarıyla Pamukkale İlçesi’nin en pahalı bölgeleri. Üniversiteden uzaklaşıldıkça kiraların da azaldığı görülüyor.

3. Örnek: Kocaeli Üniversitesi – İzmit/Kocaeli

İzmit/Kocaeli metre kare birim kira haritası 5 https://bit.ly/3BSnHAc

Kocaeli Üniversitesi de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi gibi şehir merkezinin dışında yer alıyor. Fakat bu durum üniversitenin bulunduğu Kabaoğlu’nda kiraların ciddi derecede yükselmesini engellememiş. Ortalama 20 tl/m2 fiyatla Kabaoğlu, İzmit İlçesi’nin en pahalı ikinci mahallesi. Yeşilova Mahallesi hariç ilçenin geri kalanında ortalama fiyatlar 9 tl/m2 ile 15 tl/m2 arasında değişiyor.

Öğrencinin Sırtından Rant

Son otuz yılda genellikle şehirlerin çeperlerine ya da dışına kurulan üniversiteler, özellikle AKP iktidarı döneminde ciddi bir rant kaynağı haline geldi. Hükümetin inşaat odaklı büyüme stratejisi kadar tarımdan para kazanamayan toprak sahiplerinin konut yapımına ve satışına yönelmesi de bu rantın ortaya çıkmasında etkili oldu. Okudukları üniversiteye yakın muhitlerde kalmayı kimi zaman tercih eden, birçok zamansa buna zorlanan üniversite öğrencileri yaşadıkları bölgelerdeki fahiş konut fiyatları yüzünden gitgide daha da yoksullaştı. 2021-2022 akademik yılında tekrar başlayan yüz yüze eğitim ile birlikte konut sorunu artık gizlenemez hale gelmiş durumda. Bu durumu, salgını bahane ederek meşrulaştırmaya çalışanlara inat; ortadaki sorunun AKP’nin yıllardır istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü ranta dayalı ekonomik modelin doğrudan bir sonucu olduğunu her zaman hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor. Çözüme giden yol ise düzen muhalefetinden beklenen ‘ılımlı’ müdahaleleri desteklemekten değil, üniversite öğrencilerinin insanca yaşayıp okuyabilecekleri bir düzeni, emekçilerin iktidarını kurmak için mücadele etmekten geçiyor.

Kaynaklar:

[1] https://www.birgun.net/haber/plansizligin-bilancosu-ogrencinin-sirtinda-282854 (Erişim Tarihi: 30.10.2021)

[2] https://istatistik.yok.gov.tr/ (Erişim Tarihi: 30.10.2021)

[3] https://bit.ly/306wBxg

[4] https://bit.ly/3BUzr58

[5] https://bit.ly/3BSnHAc

Refik Sina
Author