Bugün TÜSİAD’ın kuruluşunun 50. yıldönümü. Türkiye’de büyük sermayeyi temsil etmek için kurulan ve kurulduğu günden itibaren ülkemizin yakın tarihinin her kritik anında sermaye sınıfının sözcülüğüne soyunan bir kurum TÜSİAD. Sermayenin sözcülüğünü yapmak ise, zorunlu olarak, emeğin ve emekçinin karşısında yer almak demek.

1970’lerin başlarında dile getirdiği serbest piyasaya geçiş isteğinden 24 Ocak kararlarının fiilen uygulanması sağlayan 12 Eylül darbesine yaptığı övgülere, Cumhuriyet’in kurumlarını yağmalayan AKP iktidarına verdiği destekten COVID-19 salgınındaki tutumuna kadar TÜSİAD temsil ettiği sınıfın çıkarlarını istikrarlı bir şekilde savunmaya devam etti ve ediyor. Bu yazımızda TÜSİAD’ın kuruluş yıldönümü vesilesiyle, bu kurumun tarihini, Türkiye burjuvazisi içindeki ve dolayısıyla Türkiye ekonomik ve politik yaşamındaki yerini ele alacağız.

Serbest Piyasanın İlk Savunucusu

12 Mart darbesinden çok kısa bir süre sonra, 2 Nisan 1971 tarihinde kurulan TÜSİAD’ın temel amacı, 1960’larda TOBB bünyesinde örgütlenmeye başlayan ticaret burjuvazisi ağırlıklı küçük-orta ölçekli sermaye karşısında büyük sermaye lehine bir ağırlık oluşturmaktı.1Fuat Ercan. “Sermayeyi Haritalandırmaya Yönelik Kavramsal Düzenekler”, Praksis 19, s. 21 1940’larda sanayi sektörü içinde gelişen, 1960’larda holdingleşerek büyüyen bu büyük patronlar grubu, kendi örgütlerini kurarak sermaye sınıfının bütünü adına söz söylemeye ve düzen siyaseti üzerinde etkilerini artırmaya başladılar. Aralarında Sabancı, Koç ve Eczacıbaşı holdinglerinin de olduğu 12 şirket tarafından kurulan2https://tusiad.org/tr/tusiad/hakkinda (Erişim tarihi: 30.03.2021) TÜSİAD’ın, kendi ifadesiyle, “[T]icarette dışa açılmayı önerdiği dönem 1970’lerin ilk yıllarıydı.”3https://tusiad.org/tr/tusiad/tarihce (Erişim tarihi: 30.03.2021)12 Mart’ı önemli bir fırsat olarak gören büyük sermaye, 1960’larda büyümelerini sağlayan ithal-ikameci sistemin artık kendilerine dar geldiğinin farkındaydı. Patronların çıkarını savunan TÜSİAD’ın kurulur kurulmaz serbest piyasayı savunmaya başlaması da bu nedenle şaşırtıcı olmamalı.

Temsil ettiği büyük sermayenin emperyalist-kapitalist sistemle bütünleşme isteğini TÜSİAD’ın söz konusu döneme ait raporlarında rahatlıkla görebiliyoruz. Bir örnek olarak 1973 tarihli “Türkiye-AET Ortaklığının 10. Yılı Semineri Özet Raporu”na bakılabilir.4https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9134-turkiye-aet-ortakliginin-10-yili-semineri-ozet-raporu (Erişim tarihi: 30.03.2021) Bu raporda maddeler halinde ortaya koyulan öneriler ya da metindeki ifadeyle ‘tavsiye edilen tedbirler’, sermayedarlar nezdinde TÜSİAD’ın serbest piyasacılığının güzel bir özetini sunuyor.

1. maddede “Bugün hükümet bir ara malı sanayiini ithal yasağı ile korurken, o malı kullanan diğer sanayiciyi cezalandırmış olmaktadır” deniliyor. 12 Mart müdahalesi öncesinde hissedilen büyük sermaye ile küçük-orta ölçekli sermaye arasındaki gerilimin izini taşıyan bu madde, artık ara malı sanayisinin değil, ‘diğer’ sanayicinin korunmasını talep ediyor. 2. madde bunun yolunun serbest piyasadan geçtiğini ima ediyor: “İthal yasağı ve gümrük vergisi bir sanayi kolunu korumak için tek sistem değildir. Bunların dışında bir sanayii korumak için bir sürü metod mevcuttur.” 5. madde yabancı sermaye yatırımından kaçılmaması gerektiğini söylerken 4. madde yüksek fiyatlı girdi üreten kamu teşekküllerinin yeniden düzenlenmesini istiyor (s. 8).4https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9134-turkiye-aet-ortakliginin-10-yili-semineri-ozet-raporu (Erişim tarihi: 30.03.2021) Bu önerilerle 12 Eylül sonrasında gelecek olan neoliberal yağma ekonomisini arzuladığını ortaya koyan TÜSİAD, sonraki maddelerde ise daha açık konuşuyor.

6. maddede serbest piyasa düzeninde çalışılması gerektiği söylenirken şöyle bir öngörüde de bulunuluyor: “Serbest piyasa düzenine geçiş zor olacaktır.” 8. maddede ise bu zorluğun kaynaklarından birinden yakınılıyor: “Devlette AET konusunda bir otorite eksikliği vardır. AET ile ilgili konular Bakanlıklar ve diğer ilgili kuruluşlar arasında (Meselâ DPT) koordine edilememektedir. Başbakan yardımcılığı seviyesinde AET ile görevli bir otorite kurulmalıdır” (s. 8).4 https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9134-turkiye-aet-ortakliginin-10-yili-semineri-ozet-raporu (Erişim tarihi: 30.03.2021)

Dışa bağımlılığı derinleştiren neoliberal modele geçiş için can atan TÜSİAD, Türkiye’nin kamucu ve kalkınmacı bir kazanımı olan Devlet Planlama Teşkilatı’ndan şikayet ediyor, ülkenin uluslararası sermayenin yağmasına açılmasının önündeki kurumsal engellerin bertaraf edilmesi için öneriler sunuyor. Haliyle TÜSİAD’ın 12 Eylül’e alkış tutmasında şaşılacak bir durum yok.

12 Eylül Övücüsü

TÜSİAD, internet sitesinde “Çalışmaları ile … katılımcı demokrasi anlayışının benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına katkı sağlamayı” amaçladığını söylese de2https://tusiad.org/tr/tusiad/hakkinda (Erişim tarihi: 30.03.2021) 12 Eylül darbesinin en önemli destekçilerinden biri olduğunu pek de gizleme ihtiyacı hissetmiyor.

İnternet sitelerinden ulaşılabilen “1981 Yılına Girerken Türk Ekonomisi”başlıklı raporun giriş bölümü ölçüsüz bir 12 Eylül övgüsü içeriyor. İkinci paragraf şöyle başlıyor: “Türkiye 1980’de bir ekonomik politikayı uygulamaya çalışırken senenin ilk dokuz ayında siyasi istikrarsızlığın ve bunalımların Cumhuriyet döneminin doruk noktasına çıktığı ve Eylül ayının ikinci yarısından itibaren birdenbire siyasi istikrara kavuştuğu dönemleri bir arada yaşamıştır”(s. I).5 https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9265-1981-yilina-girerken-turk-ekonomisi (Erişim tarihi: 30.03.2021) TÜSİAD’a göre 24 Ocak kararlarının uygulanamaması istikrarsızlık, askeri darbe yoluyla şiddet kullanılarak uygulanması ise istikrar demek. Kurulduğu günden itibaren serbest piyasa ekonomisine geçişi arzulayan büyük sermayenin sözcülüğünü yapan TÜSİAD’ın 12 Eylül darbesini bu kadar sevinçle karşılaması doğal.

Sermayedarların çıkarlarını gözeten 24 Ocak Kararları’nın da yine aynı yerde savunulması boşuna değil. “24 Ocak 1980 tarihinde alınan ekonomik kararlar mevcut ekonomik sistemi değiştirmek maksadı ile değil, tamamiyle durma noktasına gelmiş bir düzene yeniden işlerlik kazandırmak maksadıyla alınmış olan tedbirlerdir.” Tedbirli TÜSİAD, ekonomik sistem değişirken bile ekonomik sistemin değişmediği konusunda güvence verme ihtiyacı hissediyor. Bu ifadenin biraz altında patronların 12 Eylül’e borcu bir kez daha dile getiriliyor: “12 Eylül tarihinden sonra geçen süre içerisinde 24 Ocak kararlarının uygulanması ve tamamlayıcı kararların alınması hususunda gösterilen dirayet ve anlayış her türlü takdirin üzerinde mütalaa edilmelidir” (s. I).  TÜSİAD, 12 Eylül’ü nasıl öveceğini şaşırıyor.

2002’den Bugüne TÜSİAD

1990’ların göreli istikrarsızlığından egemen sınıf lehine bir çıkışı ifade eden AKP iktidarı, emperyalist-kapitalist merkezlerin yanı sıra Türkiye sermayesi tarafından da büyük bir sevinçle karşılandı. Türkiye kapitalizmi büyük sermaye ile küçük-orta ölçekli sermaye arasındaki çelişkilerin karşılıklı çıkarlarla dengelenebildiği bir noktaya gelirken bir zamanlar liberallerin moda ettiği İstanbul sermayesi-Anadolu sermayesi sözde karşıtlığının hayatta karşılığının olmadığı görüldü. AKP’nin yandaş sermaye gruplarını alenen kayırması belli rahatsızlıklar yaratsa da gerek emekçi sınıfların kazanımlarının budanmasında gerekse dışa açılmada ve kamu kaynaklarının yağmalanmasında sınır tanımaması, sermaye sınıfının tamamını memnun ediyordu.

Bugün tüm kamu kaynaklarını malum beşliye akıtan AKP, Petrol-İş sendikasının “Ülkemizin En Büyük Sanayi Kuruluşu TÜPRAŞ” başlıklı raporunda mali yeterliliğini ve karlılığını düzenli olarak artırdığı ve özelleştirildiği dönemde tek başına ülkede üretilen katma değerin yüzde 3,3’ünü ürettiği saptanan (s. 13)6 https://www.petrol-is.org.tr/sites/default/files/tupras.pdf (Erişim tarihi: 2.04.2021) TÜPRAŞ’ı 2005 yılında Koç-Shell konsorsiyumuna peşkeş çekiyordu. Özelleştirme yağmasının yetmediği noktada vergi afları gündeme geliyor, 2010’lu yıllarda bilindik yandaş şirketlerin yanı sıra TÜSİAD’ın ağababaları arasında yer alan Koç ve Sabancı gruplarına ait bir dizi şirketin vergi borçları yüzde 90’ın üzerine çıkan oranlarla siliniyordu. 7 https://sendika.org/2015/05/akp-sermayeye-calisti-vergi-borclarini-sifirladi-263700/
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/devler-vergi-borcu-yapilandirmasina-gitti-40257308 (Erişim tarihi: 2.04.2021)
Bu nedenle malum beşli için “kamulaştırma” olasılığının dile getirilmesi TÜSİAD’ın tüylerini diken diken edecek, TÜSİAD’dan CHP’ye “Herhangi bir şirketin mülkiyet haklarını çiğneyecek bir şekilde kamulaştırılması asla söz konusu olmamalıdır” ayarı gelecekti.8 https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/tusiaddan-kamulastirma-tepkisi-1768687 (Erişim tarihi: 2.04.2021) Aynı yağmadan pay alanların birbirini kollaması, burjuva sınıf bilincinin gereği sayılmalı.

COVID-19 pandemisiyle hayatımıza giren uzaktan çalışma, patron katında esnek çalışmayı yaygınlaştırmanın, emekçiler üzerindeki denetimi yoğunlaştırıp çalışma koşullarını ağırlaştırmanın ve ofis masraflarını kısmanın bahanesine döndürülürken Türkiye’de fırsatçılığın başını elbette TÜSİAD sermayesi çekiyor. McKinsey’in9 Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndaki ilk günlerinde ülke ekonomisini teslim etmeyi planladığı uluslararası yönetim şirketi McKinsey’den söz ediyor. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201809271035405942-berat-albayrak-mckinsey-yep/ (Erişim tarihi: 2.04.2021) bir raporuna göre şirketler ile tüketicilerin dijitalleşme alanında 5 yılda kat etmesi beklenen mesafenin pandemi koşullarında 8 haftada kat edilmesinden memnuniyetini gizlemeyen Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, 35 bin ofis çalışanı için uzaktan çalışmayı kalıcı hale getireceklerini araya ‘esnek çalışma’ mesajı yerleştirerek açıklıyor: “Uzaktan/esnek çalışma, çalışanların yolda geçen zamanlarını ortadan kaldırıyor. Ofis alanı, personel servisi kapasitesi gibi ihtiyaçlar azalıyor.”10 https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/kocta-35-bin-personele-kalici-uzaktan-calisma-41725147 (Erişim tarihi: 2.04.2021) Emekçiler için ekonomik ve ruhsal yıkım anlamına gelen salgın, TÜSİAD patronları içinse fırsat kapısı.

Kurulduğu günden bu yana ülkedeki en büyük ve en güçlü sermaye örgütü olan TÜSİAD, kendi sitesinde yer alan bilgiye göre bugün 4500’e yakın şirketi temsil ediyor2https://tusiad.org/tr/tusiad/hakkinda (Erişim tarihi: 30.03.2021). Yine aynı yerdeki bilgilere göre, bu şirketler kamu dışı milli gelirin yaklaşık yarısını oluştururken, kamu ve tarım hariç kayıtlı istihdamın da yine yüzde ellisini sağlıyor. Bu devasa zenginliğin kaynağı ise emekçilerin alın teri.

TÜSİAD “kamulaştırma” kelimesinden korkmakta haklı. Emekçilerin iktidarında yeni bir cumhuriyet kurulduğunda bizden çalınan ne varsa geri alacağız. Üretenler yöneten olduğunda geriye ne beşliler kalacak ne de diğer kan emiciler.

Notlar:

[1] Fuat Ercan. “Sermayeyi Haritalandırmaya Yönelik Kavramsal Düzenekler”, Praksis 19, s. 21

[2] https://tusiad.org/tr/tusiad/hakkinda (Erişim tarihi: 30.03.2021)

[3] https://tusiad.org/tr/tusiad/tarihce (Erişim tarihi: 30.03.2021)

[4] https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9134-turkiye-aet-ortakliginin-10-yili-semineri-ozet-raporu (Erişim tarihi: 30.03.2021)

[5] https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/9265-1981-yilina-girerken-turk-ekonomisi (Erişim tarihi: 30.03.2021)

[6] https://www.petrol-is.org.tr/sites/default/files/tupras.pdf (Erişim tarihi: 2.04.2021)

[7] https://sendika.org/2015/05/akp-sermayeye-calisti-vergi-borclarini-sifirladi-263700/
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/devler-vergi-borcu-yapilandirmasina-gitti-40257308 (Erişim tarihi: 2.04.2021)

[8] https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/tusiaddan-kamulastirma-tepkisi-1768687 (Erişim tarihi: 2.04.2021)

[9] Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndaki ilk günlerinde ülke ekonomisini teslim etmeyi planladığı uluslararası yönetim şirketi McKinsey’den söz ediyor. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201809271035405942-berat-albayrak-mckinsey-yep/ (Erişim tarihi: 2.04.2021)

[10] https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/kocta-35-bin-personele-kalici-uzaktan-calisma-41725147 (Erişim tarihi: 2.04.2021)

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Refik Sina
Yazar