İlk ve en bilinen örneği Bitcoin olan kripto paralar 12 yıldır varlığını sürdürüyor. Yeni ve özgür para çeşitleri olma iddialarının epey uzağında kaldıklarını ise şimdiden kanıtladılar. Alışverişlerin kripto para ile yapılacağına, maaşların bunlar üzerinden ödeneceğine, bildiğimiz para birimlerinin ortadan kalkacağına yönelik kehanetler tutmasa da kripto paralar hâlâ oldukça popüler. Yalnızca yasa dışı transferlerde (kaçakçılık, şantaj, fidye talebi vs.) “Para” olarak kullanım alanına sahip olmalarına karşın çok yüksek değerlere sahipler. Bu yazı yazıldığı sırada bir Bitcoin yaklaşık olarak 56 bin Amerikan Doları değere sahipken çok bilinen bir diğer kripto para Ethereum ise yine yaklaşık bin 800 dolar değerinde idi. Popülaritenin kaynağı da işte bu değerlenmenin yarattığı beklentide.

Günümüzün Simyası Kripto Para

Kapitalizmde hisse senetleri, borsalar gibi araçlar özünde benzer bir mantığa sahip olmasına karşın çok daha karmaşık ilişkilerin ve de malların ve hizmetlerin gerçek üretimi için ihtiyaç duyulan sermayenin bir araya getirilmesi iddiasını taşıdığı için çok daha detaylı tartışılmayı gerektiriyor. Kripto paralarda ise bahsettiğimiz iddia bile yok. Yalnızca değerleneceği varsayılan bir dijital varlığı o varlığın önceki sahibine para vererek satın alıyorsunuz ve o varlığın daha da değerlenmesini bekliyorsunuz. 

Bu sırada sizin bu dijital varlığı edinmek için harcadığınız paranın yeni sahibi tarafından nasıl kullanılacağı önemsiz. Gerçek bir malın veya hizmetin üretimi için kullanılma iddiası bile yok. Dolayısıyla buraya yatırdığınız paranın artarak size dönebileceğine olan tek güvenceniz başkasının da bu varlığın para kazandıracağına ikna olması ve oraya para yatırması. Tanıdık geldi mi? Gelmediyse açalım. Gerçek hiçbir değeri olmayan bir şey için para veriyoruz, yani dolandırılıyoruz. Daha sonra bu dolandırılma işleminden “kârlı” çıkabilmek için başkalarının da gerçek olmayan bu şey için para vermelerine yani dolandırılmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Çiftlik Bank tosuncuğu kripto para işine geç girdiği için pişmandır muhtemelen!

Kripto para piyasasını anlatmak için kullanabileceğimiz en uygun tabir kumar olsa gerek. Herkesin para koyduğu, birilerinin batarak birilerininse zengin olarak çıktığı devasa bir kumar masası var ortada. Bu masaya oturan milyonlarca insan ise doğal olarak “block chain” yöntemi konusunda bilgi sahibi değil ve bunu bir çeşit modern simya sanma eğiliminde. Zaten değeri neredeyse yalnızca talebe bağlı bu şeylerin değerini tahmin edebilme yeteneğine sahip olsalardı muhtemelen kripto falan uğraşmak yerine kâhinlik yaparak başka insanları çok daha fazla miktarda söğüşleyebilirlerdi. Üstelik bu kumar düşündüğümüzden çok ama çok daha pahalı bir kumar.

Yokluğa Harcanan Enerji

Kripto paraların merkezsiz doğası gereği gerçekliği için bir kanıta ihtiyaç duyuluyor. Bunu sağlamanın şu anda en yaygın yolu “proof-of-work” diye adlandırılan ve belirli matematiksel problemlerin bilgisayarlara çözdürülmesi üzerine kurulu bir doğrulama sistemi. Kripto para madenciliği anlamına gelen bu sistem giderek azalan oranda yeni kripto para üretimi ve para transferleri için kullanılıyor. 

Çoğunlukla zaten benzer matematiksel problemleri çözmek için onlarca işlem ünitesini taşıyacak biçimde üretilmiş olan donanımlar olan ekran kartları ve sırf kripto madenciliği adına üretilmiş özel donanımlar gece-gündüz demeden çalışıyor, bu arada haliyle epey bir miktar da elektrik tüketiyor. Bitcoin işlemleri için bir yılda harcanan elektrik bir tahmine göre1https://www.bbc.com/news/technology-56012952 yaklaşık olarak 121 Terawatt saat iken daha iyimser bir tahmine göre2https://digiconomist.net/bitcoin-energy-consumption/ ise 82 buçuk Terawatt saat civarında. Bunlardan ilki yaklaşık 45 milyon nüfusu olan Arjantin’in elektrik tüketiminden fazla iken ikincisi ise 19 milyonluk Şili’nin toplam enerji ihtiyacına karşılık geliyor. Yine çok bilinen diğer bir kripto para olan Ethereum için ise her yıl2https://digiconomist.net/bitcoin-energy-consumption/ 6,7 milyon nüfusa sahip Libya’nın enerji ihtiyacına denk olan 27,5 Terawatt saat elektrik harcanıyor.

Biz küresel ısınmayı, türlerin ve doğal kaynakların yok oluşunu konuşuyoruz. Tasarruflu ampul, az tüketim derken gözümüzün önünce koskocaman bir kumar masası, hiç yarın olmayacakmış gibi ışıl ışıl parlıyor! Üstelik kripto para madenciliği için gereken ekipmanların üretimi, tasarımı, transferi, çalıştırılması sırasında boşa harcanan doğal kaynakları ve insan emeğini hesaba katmadık bile.

Dijital Gösteriş

Kumarla yetinemeyenler ve parasını gösteriş için havaya atmak isteyenler için de (Non-fungible Token) NFT var. Mike Winkelmann (Beeple) isimli Amerika’lı bir grafik tasarımcının 13 yıl boyunca her gün internete yüklediği görüntülerden oluşan “Everydays: The First 5000 Days” isimli kolajı temsil eden NFT 69,3 milyon Amerikan Doları karşılığında alıcı buldu.3https://www.forbes.com/sites/abrambrown/2021/03/11/beeple-art-sells-for-693-million-becoming-most-expensive-nft-ever/?sh=66991a8a2448 Halen hayatta olan bir sanatçının eseri için verilen miktarlar arasında üçüncü sırada yer alabilecek kadar yüksek bir para bu. Benzer gündemlerde öne çıkmayı asla ihmal etmeyen Elon Musk ise Twitter’a NFT ile ilgili bir şarkı yükleyip bu şarkının NFT’sinin satılık olduğunu açıkladı. Musk’ın eseri (!) ise 1.1 milyona alıcı buldu. Peki NFT ne anlama geliyor?

Eşdeğerlenemez sikke olarak da ifade edilebilecek bu dijital varlık emsalsiz olması için tasarlandı. Örneğin bir Bitcoin başka bir Bitcoin’e eşken, herhangi bir NFT başka bir NFT ile kesin olarak farklı. Bir fotoğrafı ya da resmi belirli bir NFT açık artırma sitesine yükleyerek satılmasını bekleyebilirsiniz. Bu süreçte diyelim ki resmin içerildiği bir sikke (token) üretiliyor ve bunu satın almak için verilen tekliflerin sonucunda da bir kişi bu üretilen NFT’nin sahibi oluyor. 

Bu sahiplik ise oldukça ilginç. Çünkü sahip olmak yalnızca kanıtlanabilir bir iddiadan ibaret. İlgili NFT’nin metadatası (tanımlayıcı bilgi) sahibinin kim olduğunu kanıtlıyor ancak o kadar. Bunun dışında herhangi bir kopya engeli yok. Yani herhangi birisi bir başkasının açık artırmada aldığı resmi kendi bilgisayarına indirebilir, orada istediği gibi inceleyebilir, üzerinde oynama yapabilir. Sadece bu resmin orijinalinin kime ait olduğu metadata resim ile birlikte yayılacak o kadar. 

Anlamsız gelmiş olabilir ama bu kadar. Birisi ben bu resme sahibim deme hakkı yaratıyor ve o yarattığı hakkı satıyor, diğeri de bu hakkı satın alıyor. Yani boş yere para veren razı, yoktan para kazanan razı. O zaman ilgili insanları saçmalıklarıyla baş başa bırakıp bundan bize ne de diyebiliriz. Ancak boş yere elektrik tüketimi yine kendisini gösteriyor. Benzer bir şekilde “proof-of-work” yöntemi kullanılarak açık artırmaya sunulan ve satılan yaklaşık 18 bin NFT’nin her biri ortalama 340Kilowatt saat enerji tüketimine neden olurken toplamda da Avrupa Birliği’nde yaşayan ortalama bir kişinin 2 bin yılda ancak harcayabileceği elektriğin boşa harcanmasına neden oluyor.4https://memoakten.medium.com/the-unreasonable-ecological-cost-of-cryptoart-2221d3eb2053

Üstelik sorun bu kadar da değil. Beeple’ın eserine geri dönelim. Çünkü bu eseri satın alan kişi bir NFT fonunun sahibi ve bu konumu onun bu satın almayı yalnızca gösteriş için yapmadığını düşünmemize neden oluyor. Kripto para kumarının yarattığı balon görüldü ve kolay yoldan para hevesi ile dolandırılmak üzere koşacak milyonlarca insanın olduğu da kanıtlandı. Özellikle içinde bulunduğumuz kriz dönemlerinde çalışarak ve mücadele ederek para kazanılabileceğine olan beklentinin azaldığı ve kenara köşeye para atabilecek insanların da birikmişlerinin değer kaybetmemesi için her yolu denemeye istekli hale geldiği düşünüldüğünde bu yeni tezgâhın müşterilerinin de maalesef hazır olduğunu görüyoruz.

Karşı yönden gelen argümanlar da var elbette. Örneğin kripto paraların daha ekoloji dostu yöntemlerle sürdürülebileceği, buraya ayrılan kaynağın bilimsel araştırmaları hızlandırdığı, mevcut piyasanın da kaynak israfına yol açtığı ya da NFT’lerin dijitalleşilen dönemde sanatçıların geçimi için olumlu bir gelişme olduğu söyleniyor. Uzun uzun tartışmayacağız ancak kripto paraya ve belki de paraya ihtiyacın tümüyle ortadan kaldırılabileceğini, bilgisayar bilimi alanındaki araştırmaların kripto para piyasası olmadan da sürdürülebileceğini, kapitalist piyasanın tüm israfı ile birlikte yok edilebileceğini, sanatçıların ve eserlerinin asıl olarak zenginlerin esaretinden kurtulmasının gerektiğini ve bunun mümkün olduğunu biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte soruyoruz. Altı üstü bir kumar masası için hem bugün verdiğimiz emeği çöpe atmaya hem de gezegenimizin geleceğinden çalmaya gerçekten gerek var mı?

Notlar:

[1] https://www.bbc.com/news/technology-56012952

[2] https://digiconomist.net/bitcoin-energy-consumption/

[3] https://www.forbes.com/sites/abrambrown/2021/03/11/beeple-art-sells-for-693-million-becoming-most-expensive-nft-ever/?sh=66991a8a2448

[4] https://memoakten.medium.com/the-unreasonable-ecological-cost-of-cryptoart-2221d3eb2053

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.