Yükselen sınıf mücadelesi ve sosyalizmin gün geçtikçe itibar kazanması, bildirinin zamanlamasını anlaşılır kılıyor. Sistemin yaşadığı ideolojik kriz ise, ortaya konan anti-komünist söylemin neden bayatlamış iddialardan öteye geçemediğini açıklıyor. Avrupa Parlamentosu’nun bildirisi korkuyu ve çaresizliği bir arada sergiliyor.

Avrupa Parlamentosu’nun İkinci Dünya Savaşı’nın yıldönümünde yayınladığı bildiri, Nazizm ile Sovyet sosyalizmini ‘totaliter rejimler’ adı altında bir arada ele alarak, Soğuk Savaş’ın en klişe anti-komünist söylemini yeniden ortaya koyuyor.118 Eylül 2019 tarihli “Avrupa’nın geleceği için Avrupalıların geçmişi yad etmesinin önemine dair Avrupa Parlamentosu kararı” Kaynak: http://www.europarl.europa.eu/doceo/document/RC-9-2019-0097_EN.html?fbclid=IwAR09G3NGPHBNC6w_xdbZTQQTGw5Q4gP-wm0pThTiiMX7FBGFUDbxAorLmBc (Erişim Tarihi: 17.11.2019) Savaşın başlamasının sorumlusu olarak Nazi Almanyası kadar Sovyetler Birliği’ni de gören söz konusu bildiri, bu iddiasını iki devlet arasında 1939 yılında imzalanan Tarafsızlık Paktı’na dayandırıyor. Sovyet yöneticilerinin, faşist saldırının kaçınılmaz olduğu öngörüsüne dayanarak askeri hazırlık amacıyla yaptıkları pakt böylece, her nasılsa, Sovyetler Birliği’ni faşist Almanya’nın suç ortağı haline getirmiş oluyor. Sovyet yönetiminin öngörüleri kısa sürede doğrulanmış; paktın imzalanmasından iki yıl sonra Naziler Sovyetler Birliği’ni işgale başlamıştır. Yani tarih, Sovyetlerin faşizmin saldırganlığına karşı aldığı önlemlerin meşruiyetini göstermiştir. Bunu kuşkusuz burjuvazinin temsilcileri de biliyorlar ama anti-komünist propaganda için gerçeklerin göz ardı edilmesi gerekiyor.

Bütün Avrupa’yı kana bulayan bir devletin saldırılarına direnen ve bu uğurda 20 milyondan fazla yurttaşını kaybeden, sosyalizmin kazanımlarını korumak için bütün gücüyle mücadele eden bir ülke, nasıl olur da adı etnik soykırımla ve daha birçok insanlık suçuyla anılan bir rejimle aynı kefeye konur? Totalitarizm edebiyatı ile her şey mümkündür ve her kara propaganda gibi o da, gerçeklerin çarpıtılmasından ve gizlenmesinden güç alır. Sovyet işçi sınıfının ve Kızıl Ordu’nun savaşta gösterdikleri fedakarlık ve kahramanlık, faşizmi mağlup edenin ve Avrupa’nın büyük bölümünü Nazi boyunduruğundan kurtaranın Sovyetler Birliği oluşu, burjuvazinin ideologları tarafından itinayla gözlerden uzak tutulmaya çalışılan gerçeklerdir; otuzlu yıllarda komünizme set çekeceği düşüncesiyle faşist rejimleri destekleyenlerin ‘demokratik’ Avrupa devletleri olması gerçeği gibi.

Sosyalizm Korkusu Hortlarken

Asıl tartışılması gereken nokta ise, Avrupa Parlamentosu’nun bayatlamış ve ucuz anti-komünist söylemlerle Sovyet sosyalizmini mahkum etme çabasından ziyade, bu çabanın neden bu zamanda ve bu bildiride ortaya konduğudur. Bu sorunun cevabı kuşkusuz bütün dünyada yükselen sınıf mücadelesi ve özellikle genç kuşaklarda sosyalizme desteğin gün geçtikçe artmasıdır. Söz konusu desteğin ne oranda olduğunu sosyalizm düşmanı yayın ve araştırmalar üzerinden göstermek, bunlar belirli bir itiraf niteliği taşıdığı ve emperyalist-kapitalist sistemin çaresizliğini gösterdiği için daha çarpıcı olacaktır.

Burjuvazinin en önemli yayınlarından Economist’in 16 Şubat 2019 tarihli sayısı, “Y Kuşağı Sosyalizminin Yükselişi” (The Rise of Millennial Socialism) başlığını taşıyor. Dergideki konuyla ilgili yazılarda gençlerin artan şekilde sosyalizme yönelmeleri inceleniyor ve hiç kuşkusuz, bu destek ve ilginin kapitalizmin sorunlarına çözüm olamayacağı söyleniyor. Genç kuşakların sosyalizm desteğine dair sayısal veriler için ise, Amerikalı anti-komünist bir derneğin gerçekleştirdiği bir araştırmaya bakabiliriz. ‘Komünizm Kurbanlarını Anma Derneği’ adlı komünizm düşmanı derneğin 2017 yılında yaptığı anketten şaşırtıcı sonuçlar çıkmıştı.2“ABD’li Gençlerin Yarısından Çoğu Sosyalizm İstiyor” 4 Kasım 2017, cumhuriyet.com.tr Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/859518/ABD_li_genclerin_yarisindan_cogu_sosyalizm_istiyor.html (Erişim Tarihi: 17.11.2019)Araştırmanın sonuçlarına göre, 1980 ile 2000 yılları arasında doğan ve ‘Y kuşağı’ olarak adlandırılan genç kuşağın yüzde 45’i sosyalist, yüzde 7’si ise komünist bir düzende yaşamak istiyor. Kapitalizmi tercih eden gençler ise toplamın yüzde 42’sini oluşturuyor. Araştırma, başka çarpıcı sonuçlar da ortaya koyuyor. Ankete katılan gençlerin yüzde 20’si Stalin’i, yüzde 25’inden çoğu da Lenin’i ve Kim Jong-Un’u kahraman olarak görüyor. Görünen o ki, sosyalist liderlerin şeytanlaştırılma çabaları gençler üzerinde eskisi kadar etkili olmuyor. Bu ise, emperyalist-kapitalist sistemin ideolojik alanda içinde bulunduğu krizin başka bir göstergesi olarak anlaşılmalıdır.

Korku ve Çaresizlik

Genç kuşakların sosyalizm ilgisini sermaye sınıfı için bir tehdit haline getiren ise, bu ilginin, sınıf hareketinin bütün dünyada yükselmeye başladığı bir zamanda ortaya çıkmış olmasıdır. Neoliberalizmin uzun süredir içinde bulunduğu kriz, yakın gelecekte bitecekmiş gibi gözükmüyor. Ekonomik krizin norm haline geldiği bir zamanda bütün dünyada halk hareketleri yükselirken, ABD ve İngiltere’de Bernie Sanders ve (son seçim yenilgisine karşın) Jeremy Corbyn gibi figürler, sosyalizan talep ve vaatlerle özellikle gençlik içinde ciddi bir kitle desteği elde edebiliyorlar. Bu koşullarda burjuvazinin, gençlerin sosyalizme artan ilgisinden ürkmesini doğal karşılamak gerekir.

Yükselen sınıf mücadelesi ve sosyalizmin gün geçtikçe itibar kazanması, bildirinin zamanlamasını anlaşılır kılıyor. Sistemin yaşadığı ideolojik kriz ise, ortaya konan anti-komünist söylemin neden bayatlamış iddialardan öteye geçemediğini açıklıyor. Emperyalist-kapitalist sistem, sosyalizme karşı ne ekonomik ne de ideolojik olarak yeni bir söz söyleyebiliyor; ıskartaya çıkmış laflar dile getirmekle yetinmek zorunda kalıyor. Avrupa Parlamentosu’nun bildirisi korkuyu ve çaresizliği bir arada sergiliyor. Sosyalizm korkusu, sosyalizme alternatif olamamanın yarattığı çaresizlikle birleşiyor. Çaresizlikleri o boyuttaki, AB üyesi bazı Doğu Avrupa üyelerinin komünist sembol ve amblemleri yasaklaması ve ülkelerinin Nazilerden kurtuluşu anısına dikilen anıtları kaldırmaları, bildiride üstü kapalı olarak onaylanıyor. Her zaman olduğu gibi yükselen faşizm, ‘demokratik’ Avrupa devletleri tarafından sosyalizme saldırmak için kullanılıyor.

Notlar:

[1] 18 Eylül 2019 tarihli “Avrupa’nın geleceği için Avrupalıların geçmişi yad etmesinin önemine dair Avrupa Parlamentosu kararı” Kaynak: http://www.europarl.europa.eu/doceo/document/RC-9-2019-0097_EN.html?fbclid=IwAR09G3NGPHBNC6w_xdbZTQQTGw5Q4gP-wm0pThTiiMX7FBGFUDbxAorLmBc (Erişim Tarihi: 17.11.2019)

[2] “ABD’li Gençlerin Yarısından Çoğu Sosyalizm İstiyor” 4 Kasım 2017, cumhuriyet.com.tr Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/859518/ABD_li_genclerin_yarisindan_cogu_sosyalizm_istiyor.html (Erişim Tarihi: 17.11.2019)

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Refik Sina
Yazar