Amazon işçilerinin sendikalaşma mücadelesi Amazon’daki çalışma şartlarını gözler önüne sermeye devam ediyor.

Amazon’un Amerika’daki depo işçileri bir süredir sendikalaşma mücadelesi veriyor. Fakat 25 Mart’ta Alabama’da yapılan sendikal gösteriye Demokrat Partili senatör Bernie Sanders’ın katılması ve Amazon CEO’su Dave Clark’ın ona cevap vermesiyle süreç başka bir boyuta taşındı.

Bernie Sanders, Amazon işçilerinin Alabama’daki gösterisine katılacağını duyurdu ve bu haber çeşitli mecralarda yayımlandı. Amazon CEO’su Dave Clark ise bu yayınlanan haberlerden birisini alıntılayıp Sanders’ı da etiketleyerek şunları yazdı:

@sensanders ’a Birmingham’a hoş geldiniz diyor ve ilerici iş yerine1Progressive workplace yönelik çabasını takdir ediyorum. Sıklıkla kendimizi işverenlerin Bernie Sanders’ına benzettiğimizden bahsederim, fakat bu tam doğru olmaz çünkü biz zaten ilerici bir iş yeri ortamı yaratıyoruz.”

kendi unsurlarımıza (şunları vadediyoruz): saati 15 dolardan asgari ücret, ilk günden itibaren sağlık sigortası, kariyer ilerlemesi ve güvenli ve kapsayıcı bir çalışma alanı.”

Yani saatlik 15 dolar ve sağlık sigortasını duymak istiyorsanız, senatör Sanders şehir merkezinde konuşuyor olacak. Ama saatlik en az 15 dolar kazanmak ve iyi bir sağlık sigortanız olsun istiyorsanız, Amazon size iş veriyor.”

Dave Clark’ın kendisine güvenerek yazdığı ve dışarıdan bakıldığında tam olarak hangi amaçla yazıldığı belli olmayan bu tweet flood’u PR çalışması olarak, sendikalaşma mücadelesi karşıtı bir savunma olarak ya da Sanders’e iltifat edip kendi çalışma koşullarını tartışmaya açmamak için yazılmış olabilir. Bu niyetleri bir kenara bırakırsak, Amazon işçilerinin sendikalaşma mücadelesinin kendisinin hem Sanders’ı konuyla ilgilenmeye hem de Dave Clark’ı konuyla ilgili açıklama yapmaya zorladığını söyleyebiliriz.

Dave Clark’ın tweetini ise Demokrat Parti’den Mark Pocan alıntılayarak şunları yazdı:

Sendika düşmanlığı yapıyor ve işçilerin su şişelerine idrarlarını yapmasına sebep oluyorsanız, saatlik 15 dolar ödemek sizi ilerici bir iş yeri yapmıyor.”

Clark’ın bu çıkışı ile birlikte ortada Amazon için çok büyük bir iddia dolaşıyor oldu. İşçiler neden şişelere idrar yapıyor? Bu işçilerin kendi “ahlakları” ile ilgili bir mesele miydi yoksa fabrika içerisinde işçileri şişelere idrar yaptıracak kadar sert bir emek rejimi mi vardı?

Amazon News hesabından ise bu tweetin altına gelen cevapta şöyle bir cümle vardı:

İşçilerin şişelere idrar yapması meselesine inanmıyorsunuz değil mi? Şayet bu doğru olsaydı, kimse bizim için çalışmazdı.”

Benim fikrim, bu cevabın ses tonunun bütün topraklarda aynı olduğudur. Büyük bir özgüvenle kurulan, sorgulanmadığı sürece “doğru” olduğu “doğal” olduğu varsayılan bir emek rejiminin, karşısında örgütlü bir mücadele gördüğünde ilk verdiği ve zaman kazanmaya çalıştığı cevaplardan birisidir. Fakat, bu cevabın kendisi Amazon’u kurtarmayacak ve Amazon’daki çalışma şartları ve işçilerin şişeye idrar yapması gündemi daha da büyüyecekti.

Bu tartışma devam ederken The Intercept’den Ken Klippenstein “Belgeler, aksi iddia edilmesine rağmen Amazon’un işçilerin şişelere idrar yaptığının ve hatta yolda dışkıladığının farkında olduğunu gösteriyor” başlıklı yazısıyla Amazon’un iç belgelerinde işçilerin şişelere işedikleri ve hatta dışkılarını büyük kutulara yaptıklarına dair yönetici belgelerini ve raporlarını ortaya çıkardı.2Ken Klippenstein, Documents Show Amazon Is Aware Drivers Pee in Bottles (theintercept.com) (2021)
Konuyla ilgili bir diğer görüntü: Amazon Denies Workers Pee in Bottles. Here Are the Pee Bottles. (vice.com)

Bu yönetici belge ve raporlarından ilgili bölümlerden örnek olarak şu pasajı verebiliriz:

Bu akşam bir çalışan, bir sürücü tarafından istasyona geri gönderilen bir Amazon çantasında insan dışkısı keşfetti. Bu, son 2 ay içinde çantaların içinde dışkı ile istasyona iade edildiği 3. olay. Sürücü yardımcılarının yoldayken acil durumlar yaşayabildiğini ve özellikle COVID sırasında, yardımcıların teslimat sırasında tuvalet bulmakta zorlandığını biliyoruz.”

Ken Klippenstein her ne kadar belgeleri ortaya koysa da Klippenstein’ın yazısını beklemeye gerek yoktu. The New York Committee For Occupational Safety and Health’in (New York İş Güvenliği ve Sağlığı Meclisi) 2019 yılında Amazon’un New York tesisinde yaptığı bir araştırma da aynı sonuçları ortaya çıkarıyordu.3Time Off Task – Pressure, Pain and Productivity At Amazon – The New York Committee For Occupational Safety And Health (2019) “Time Off Task” başlıklı raporda işçilere ücretli izin olarak çalışma saatlerinden sadece 30 dakika ayrıldığı ve günlük yapmaları gereken iş limitini tamamlamaları için geri kalan bütün saatler çalışmak zorunda kaldıkları ve herhangi bir sebeple üretim hattından ayrıldıkları zaman maaşlarından kesildiği raporda belirtiliyordu. 145 işçi ile derinlemesine mülakat şeklinde yapılan ve Amazon tesisindeki işçilerin durumlarını psikolojik stres, ekonomik stres, mesleki yaralanmalar ve meslek hastalıkları başlıklarında inceleyen bu rapor aslında konuyu çok boyutlu olarak açıklıyordu. Amazon’da verimliliğin işçilerin sağlığından ve iş yerindeki çalışma koşullarından önce geldiğini ve Amazon’un daha ergonomik bir işyeri oluşturması gerektiğini söyleyen bu rapor, işçilerin sendikalaşma mücadelesini de destekliyordu.

Amazon için işçiler sadece Amerika’da değil bütün üretim tesislerinde aynı değersizlikteler ve aynı baskılarla yönetiliyorlar. Toronto Üniversitesi’nden Alessandro Delfanti’nin 2017-2019 yılları arasında Amazon’un İtalya’daki sipariş merkezinde yaptığı saha çalışmasından çıkan sonuçlar da bugünkü görüntüyü doğrular nitelikte.4Machinic Dispossesion and Augmented Despotism: Digital Work in an Amazon Warehouse – Alessandro Delfanti (2019) 25 depo çalışanıyla derinlemesine mülakat yoluyla yapılan çalışma despotik emek rejimi ve teknolojik gelişmişlik seviyesini tartışıyor. Amazon CEO’su Dave Clark’ın “progressive workplace” dediği ve ilerici – gelişmiş işyerleri aslında tam da böyle bir tartışmanın konusu. Çünkü teknolojik olarak gelişmişlik ile oradaki emek rejimini birbirinden ayırmak çok önemli. Delfanti, işçilerin işi yetiştirme baskısı altında şişelere idrarlarını yapmalarının arkasında yatan düzeni makalesinde, atıfla, şu şekilde ifade ediyor: “kaotik depolama” – “organize düzensizlik” (chaotic storage – organized disorder).

Teknolojik olarak gelişmiş makinelerin kullanılması, daha insanca bir emek rejimi vadetmediği gibi çalışanların kendilerini ait hissedecekleri daha sistemli bir çalışma düzeni de vadetmiyor. Böylelikle işçilerin işi anlama kapasitelerini kıran, onları işine daha çok yabancılaştıran bir sistem olarak kapitalizm, gelişmiş teknolojik aletlerle “ileri” düzeyde yapılanmış iş yerlerinde yeniden üretilmiş oluyor.

Elbette, sahadaki yöneticilerin bu gözetim ve denetim mekanizmasında payları büyük. Bir yandan işçilerle “Neden şişelere idrarlarınızı yapıyorsunuz” diye kavga eden yöneticiler bir yandan da “teslim edilmeyen paketlerden” işçi-birim başına okutulan barkodlara kadar işçilerin “verimlilik” seviyelerini ölçen denetim mekanizmaları olarak makinenin ritmi ile işçinin ritmi arasında uyum noktası olarak duruyor. Emek rejimi “teknolojinin doğası” olarak makinenin ritmini işçilere uydurmada yöneticilerin şirket adına despotik yönetim kurallarını uygulaması ile birlikte bütünleşiyor. Yetmiyor, bir de bunu “oyunlaştırma” (gamification) olarak süslüyorlar. “Güçlenme saati” (power hour) denilen uygulamalar koyarak işçilerin birim başına elde edilen verimliliklerini artırıyor, despotik emek rejiminde sömürüyü sözde oyunlaştırarak işçilerden elde edebileceği emeğin tamamına göz dikiyorlar.

Amazon CEO’su Dave Clark’ın attığı tweet Amazon’daki çalışma rejiminin kendisini bütün çıplaklığı ile tartışmaya açtı. Elbette, sadece bu tweet değil, Amazon’da bir süredir sendikalaşma mücadelesi veriliyor. Biz de aslında bu sendikalaşma mücadelesindeki birikimin bir çıktısı olarak bu süreçleri daha rahat tartışıyoruz.

Amazon’daki sendikalaşma mücadelesini destekliyoruz.

“We are not robots!”

“Biz robot değiliz!”

“Amazon workers have the right to a union.”

“Amazon çalışanları sendika hakkına sahiptir.”

Yazıdaki İngilizce bölümleri okuyarak, onları benim kaba İngilizcemden kurtaran Anıl Aksu’ya teşekkürü bir borç bilirim.

Notlar:

[1] Progressive workplace

[2] Ken Klippenstein, Documents Show Amazon Is Aware Drivers Pee in Bottles (theintercept.com) (2021)
Konuyla ilgili bir diğer görüntü: Amazon Denies Workers Pee in Bottles. Here Are the Pee Bottles. (vice.com)

[3] Time Off Task – Pressure, Pain and Productivity At Amazon – The New York Committee For Occupational Safety And Health (2019)

[4] Machinic Dispossesion and Augmented Despotism: Digital Work in an Amazon Warehouse – Alessandro Delfanti (2019)

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.