Birkaç ay önce yayınlanan bir yazımızda AKP iktidarının salgın sürecinde imza attığı skandallara değinmiştik.1https://dsosyal.com/kisa-yazi/akpnin-salgin-yonetiminde-10-skandal/ Bunlardan biri de vaka sayılarına dair aylarca süren yanlış bilgilendirmeydi. Artan hasta sayısını gizlemek için verileri çarpıtan iktidar, uzun bir süre boyunca kamuoyuna açıkça yalan söylemiş oldu.

Bu yalan, 30 Eylül’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından da kabul edildi. Hasta ve vaka arasında garip bir ayrım yapan Koca, her vakanın hasta olmadığını iddia ederek söylenen yalana kılıf bulmaya çalışsa da kimseyi ikna edemedi. Koca’nın açıklamaları yalnızca, vaka sayılarının duyurulmaya başlandığından beri yanlış olduğunu düşünenlerin şüphelerini doğrulamaya yaradı.

Vaka sayılarının yanlış açıklanması, AKP’nin salgın ile ilgili halka söylediği tek yalan da olmadı. Salgın kaynaklı ölümlerin sayısı da gerçeğin çok altında ilan edildi. COVID-19 tedavisi görürken yaşamını yitirenlerden testleri negatif çıkanların ölüm nedeninin COVID-19 olarak yazılması, bizzat iktidar tarafından engellendi.2https://www.birgun.net/haber/testi-negatif-cikti-ardindan-yasamini-yitirdi-resmi-covid-19-olumu-sayildi-mi-313472

Salgını iyi yönettiği yanılsaması yaratmayı, salgınla gerçekten mücadele etmekten daha önemli gören hükümet ayrıca, hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerinin doluluk oranlarını da sık sık yanlış verdi.1https://dsosyal.com/kisa-yazi/akpnin-salgin-yonetiminde-10-skandal/ Aşıların Türkiye’ye gelmesine ve aşılama sürecine ilişkin son aylarda yaşanan belirsizlik de, Sağlık Bakanlığı’nın şeffaflıktan uzak açıklamalarının ve salgın yönetimindeki beceriksizliğinin doğrudan sonucu olarak görülmeli.

Nereden çıktığı belli olmayan yüzde 91’lik başarı oranından Ocak ayı içinde 20 milyon aşı geleceği yalanına, aşılamaya dair bilgilendirilmeyen sağlık personelinin bunu medyadan takip etmek zorunda kalmasından uzun süre netleşmeyen aşılama takvimine kadar bütün bir süreç AKP’nin beceriksizliğinin ve bunu örtmek için her türlü yalana başvurabileceğinin iyi bir kanıtı.3https://dsosyal.com/makale/asida-torpil-esitsizlik-ve-akpnin-buyuk-caresizligi/

İktidara Güvensizlikten Aşı Karşıtlığına

İktidarını yalanlar üzerine kuran bir yönetimin, bütün dünyayı etkisi altına alan bir salgın sürecini yalanlara başvurmadan idare etmesini beklemek saflık olurdu kuşkusuz. 19 yıldır AKP iktidarı altında yaşayan insanlar olarak en çok alıştığımız olgulardan biri, Erdoğan ve çevresinin her durumda ve kolayca söyleyebildiği yalanlar. Toplumsal ve ahlaki çürümeyi ağırlaştıran bu durum, salgın özelinde ise halkın salgınla mücadeleye gönüllü katılımını sekteye uğratıyor.

Temel görevlerinden biri, salgına dair verileri doğru bir şekilde paylaşarak yurttaşları hastalığa karşı bilinçlendirmek olan Sağlık Bakanlığı, yalan beyanlarıyla ve tutarsızlıklarla dolu idare şekliyle tam tersi bir etki yaratıyor. Aşılama sürecine dair yaratılan belirsizlik, halk arasında aşı karşıtlığının artmasına sebep oluyor. Aşının yüzde 91’lik bir başarı oranına sahip olduğu iddiası birçok insan tarafından inandırıcı bulunmazken, bakanlığın aşı geliştirme sürecinin Faz 3 aşamasına dair kamuoyunu yeterince bilgilendirmemesi de yurttaşlar arasında aşılamaya dair ciddi bir kuşku doğurdu.

Sağlık hizmetlerine olan güveni tesis etmekle ve yurttaşları her türlü hastalık konusunda bilinçlendirmekle görevli bakanlığın bu görevlerini yerine getirememesinin nedeni çok açık. Sadece güce biat edenlerin idareci olarak atandığı bütün diğer devlet kurumlarının olduğu gibi, Sağlık Bakanlığı’nın da temel işlevi Erdoğan iktidarını ayakta tutmak. AKP’nin toplumsal meşruiyeti gün geçtikçe azalırken, halka karşı sorumlu olması gereken devlet kurumları da, çaresizlik içindeki iktidarı korumak için şiddetin ve yalanın dozunu arttırıyor.

Sağlık Bakanlığı ve pandemi özelinde ise bu durum, bir bakanlığın temel görevlerini yerine getirmesi bir yana, hedeflemesi gereken sonuçların tam tersi durumların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Oysa salgının yönetilebilmesi için kamu idaresinin kendi görevini yapması ve süreci şeffaflıkla yöneterek salgınla mücadeleye halkın gönüllü katılımını sağlaması şart.

Salgın Nasıl Bitirilir?

Bütün bu anlatılanlardan sonra, kamu yararını gözetmesi gereken kurumların, bu sefer gerçekten kamusal çıkar merkeze alınarak yeniden yapılandırılması gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor. Yurttaşların sağlık ile ilgili her konuda doğru bilgilere ulaşması, ancak toplumsal faydaya göre hareket eden bir sağlık yönetiminin varlığıyla mümkün.

Yap-işlet-devret modeliyle hasta garantili hastaneler kuran, işçileri sosyal mesafe kuralına uymaksızın çalışmaya zorlayan, tüm sosyal ve kültürel etkinlikleri yasaklarken kendi parti kongrelerini ve önemsediği cenazeleri pandemiyle mücadele önlemlerinden muaf tutan AKP’nin bunu yapamayacağı açık. Peki, kim yapar?

Salgının yönetiminin tamamen uzmanlara ve sağlık emekçilerine bırakılmasını ve salgının patronların değil halkın çıkarları gözetilerek tam şeffaflıkla yönetilmesini savunanlar, lafı dolandırmadan “Tüm sağlık kuruluşları kamulaştırılsın, kamuya ait bir ilaç ve aşı endüstrisi kurulsun” diyebilenler… Ve tabii pandeminin ekonomik faturasının emekçilere yüklenmemesini kararlılıkla savunanlar.

Devrim Hareketi’nin başlatmış olduğu “Sağlıklı Bir Türkiye İçin” kampanyasının imza metnine bağlantıdan ulaşabilir, imza vererek kampanyaya destek olabilirsiniz: https://devri.me/imzaver

Notlar:

[1] https://dsosyal.com/kisa-yazi/akpnin-salgin-yonetiminde-10-skandal/

[2] https://www.birgun.net/haber/testi-negatif-cikti-ardindan-yasamini-yitirdi-resmi-covid-19-olumu-sayildi-mi-313472

[3] https://dsosyal.com/makale/asida-torpil-esitsizlik-ve-akpnin-buyuk-caresizligi/

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Dsosyal
Yazar