Hiçbir bilimsel kanıt olmaksızın SARS-CoV-2’nin insan veya tanrı tasarımı olduğunu ileri süren akıl, evrenin mutlaka bir tasarımcısı olması gerektiğini iddia eden akılla aynı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 11 Mart’taki pandemi ilanının üzerinden yedi hafta geçti. Bir süredir gündemde olan aşı karşıtlığına salgının erken evrelerinde eklenen hastalığa dirençli “ırklar” safsatası ve kelle paça reçeteleri, pandemi ilanıyla bıçak gibi kesilmişti. Birkaç haftalık sessizliğin ardından, bilim dışı argümanlar tekrar üretilip dillendirilmeye başlandı bile. Virüse karşı duayla mücadele çağrısı yapan siyasetçiler, salgının Tanrı tarafından insan popülasyonunu kontrol etmek için gönderildiğini iddia eden doktorlar, virüsün bir biyolojik silah olduğunu iddia eden gazeteciler…

Kafa karışıklığını önlemek için hangi açıklamaları ciddiye alacağımızı netleştirmek önemli. Pandemi konusundaki en güvenilir kaynağın enfeksiyon hastalıkları ve halk sağlığı uzmanları ile epidemiyoloji, immünoloji ve patojen evrimi çalışan bilim insanları olduğu söylenebilir. Bu insanların yorumları bile durumun sürekli evrilmesi sebebiyle mutlak doğrulara işaret etmeyecektir. Konuyla ilgisi olmayan insanların ise acilen bilim dışı iddialar yaymayı bırakmaları, gazetecilerin de daha sorumlu davranarak bu konuları gündemden düşürmeleri gerekiyor. Çünkü ortaya atılan her safsata yeni bir kafa karışıklığı ve kamu sağlığı için yeni bir tehdit demek.

Ortada dolaşan safsataların farkında olan ve bunlara tepki gösterenlere de bir hatırlatma yapmakta fayda var. ABD’den Türkiye’ye birçok ülke, bilimsel düşünce ve rasyonaliteden nasibini almamak bir yana, kendilerini neredeyse bu değerlerin antitezi olarak tanımlayan iktidarlarca yönetilirken, dünyanın her yerinde sorumsuz komplo teorisyenleri her gün yeni bir zırvalık ortaya atarken ve en önemlisi kapitalizm dünya halklarını yıllardır bilimsel eğitimden mahrum bırakmışken, öfkenin yönelmesi gereken yer cahil olduğu söylenen halkımız değil, emekçileri kör cehalete mahkum eden siyasetçiler ve patronlar – adlı adınca kapitalizmdir. Tartışmayı bu zemine kurmak, kaba bir “cahil insanlar” söylemini ve bilim tapınıcılığını aşmamızı sağlayarak çözüm yolları üzerine kafa yormamızı mümkün kılabilir.

Şimdi, COVID-19’a dair safsataların bir bölümünü bilimsel zeminde kalmaya çalışarak ele alalım.

Dini Safsatalar ve Komplo Teorileri

Salgına karşı duayla mücadele edilebileceği, ibadethanelere virüsün giremeyeceği ve ibadet ederken güvende olunacağı gibi söylemler, salgını yavaşlatmak için muhafazakar iktidarların bile ibadethaneleri kapatmak zorunda kalmasıyla boşa düşmüş oldu bile. Kiliselerdeki toplu bulaş olayları ve umrecilerin önemli bir bölümünün COVID-19 pozitif çıkması, ortada “ilahi bir koruma kalkanı” olmadığının en güncel kanıtları. Esasında bilimsel konularda dini referanslarla yapılan yorumların hızla yanlışlanması yüzyıllardır alışık olduğumuz bir durum. Son olarak bir çocuk sağlığı ve hastalıkları profesörünün “virüslerin Allah tarafından insan nüfusunu kontrol etmek için yaratıldığı” sözleri1Ceyhan, M. “Bilim Kurulu Üyesi Profesörden Şok Sözler.” KRT, 26 Mar. 2020, www.krttv.com.tr/gundem/bilim-kurulu-uyesi-profesorden-sok-sozler-h30507.html tam anlamıyla bir skandal olarak kayda geçti. Tuhaf bir “İslami Malthusçuluk” örneği gibi duran bu ifade, Türkiye akademisinin içler acısı halini gözler önüne sermesinin yanında eski bir Bilim Kurulu üyesi tarafından söylendiği için daha da vahim.

Aşı karşıtlığıyla bilinen bir diğer cenah da benzer safsatalar üretmeye devam ediyor. İnsanları COVID-19 hastalığının değil tansiyon ilaçlarının öldürdüğü ve SARS-CoV-2’nin kesinlikle bir biyolojik silah olduğu iddiaları sorumsuzca yazılabiliyor.2Yalçın, S. “COV 19 Öldürmüyor”. Sözcü Gazetesi, 2 Apr. 2020, www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/soner-yalcin/cov-19-oldurmuyor-5721580/ Ortada tansiyon ilaçlarıyla SARS-CoV-2’nin etkileşime girdiğine dair tek bir bilimsel makale yokken, bu ilacı kullanan bütün vatandaşların hayatını tehlikeye atmak pahasına bir yalan ortaya atmak en hafif tabiriyle büyük bir vicdansızlık. Ölümle sonuçlanan COVID-19 vakalarında doğrudan virüsün etkisinin mi yoksa virüsün yol açtığı bağışıklık sistemi cevabının mı daha etkin olduğu üzerinde çalışmalar devam ediyor.3Ledford, H. (2020). How does COVID-19 kill? Uncertainty is hampering doctors’ ability to choose treatments. Nature. doi: 10.1038/d41586-020-01056-7 Bu sorunun cevabının kolay yoldan komplo teorileriyle değil, önümüzdeki süreçte araştırmaların ilerlemesiyle verilebileceğini unutmamak gerek.

Virüsünün bir biyolojik silah olduğu tezini ise kategorik olarak reddetmek yerine genetik veriler ve evrimsel genetiğin yöntemleriyle yanlışlayabiliyoruz. Viral salgınların nasıl ortaya çıktığına, virüslerin bir laboratuvar veya tanrıya ihtiyaç duymadan evrimsel süreçlerin sonucunda nasıl ortaya çıktığına bir göz atalım.

Virüs Salgınları Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Virüsler milyarlarca yıldır evrimleşen organik yapılar. Basitçe bir protein kılıfın içerisindeki genetik materyal (SARS-CoV-2 için RNA) ve protein kılıfı saran yağ katmanından oluşuyorlar. Temel çalışma mekanizmaları ise konak canlıyı enfekte etmek, konak içerisinde çoğalmak ve komşu konaklara sıçramaya dayanıyor. Virüslerin ilk olarak nasıl ortaya çıktığı konusunda net bir bilgi olmamakla birlikte çeşitli görüşler mevcut. İlkel tek hücreli canlılar parçalandıktan sonra, geriye kalan organik kalıntıların ilk virüsleri oluşturmuş olabileceği ve virüslerin tek hücreli canlıların öncülü olabileceği bu görüşlerden bazıları.4Koonin, E. V., & Martin, W. (2005). On the origin of genomes and cells within inorganic compartments. Trends in Genetics, 21(12), 647–654. doi: 10.1016/j.tig.2005.09.006

Safsataların aksine SARS-CoV-2 elektron mikroskopuyla (transmission electron micrography) görüntülenebiliyor. Kaynak: NIAID Integrated Research Facility, Maryland.

Yeni bir virüs salgınının ortaya çıkmasının ise birkaç yolu var. Mevcut bir virüs, evrimsel süreçte bulaşıcılık, öldürücülük veya türler arası “sıçrayabilirlik” gibi becerilerinde avantaj kazanabilir. Bu avantaj virüsün konak organizma popülasyonundaki yaygınlığını önemli düzeyde artırırsa, bir viral salgın ortaya çıkabilir. Bunun yanında, virüse avantaj sağlayacak bir genetik değişim olmasa da konak canlıda veya içinde bulunulan ekolojik ortamda meydana gelen değişiklikler virüse avantaj sağlayarak salgına zemin hazırlayabilir. Benzer şekilde, insanların davranışsal değişiklikleri de (nüfus yoğunluğu, popülasyon büyüklüğü, sosyal alışkanlıklar) mevcut bir virüsün daha fazla yayılmasını mümkün kılma potansiyeli taşıyor.5Murphy, F. A., & Nathanson, N. (1994). The emergence of new virus diseases: an overview. Seminars in Virology, 5(2), 87–102. doi: 10.1006/smvy.1994.1010

Koronavirüs Salgınları: SARS, MERS, COVID-19

Koronavirüslerin insanlarda ve çeşitli hayvanlarda solunum ve bağırsak enfeksiyonlarına yol açabildiği biliniyordu.6Cui, J., Li, F., & Shi, Z.-L. (2018). Origin and evolution of pathogenic coronaviruses. Nature Reviews Microbiology, 17(3), 181–192. doi: 10.1038/s41579-018-0118-92002-2003 yıllarında SARS-CoV’un sebep olduğu Asya merkezli SARS salgını patlak verene dek ise bu virüslerin insanlarda önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülmüyordu.6Cui, J., Li, F., & Shi, Z.-L. (2018). Origin and evolution of pathogenic coronaviruses. Nature Reviews Microbiology, 17(3), 181–192. doi: 10.1038/s41579-018-0118-92012’de ise Koronavirüs alt-familyasından bir diğer virüs olan MERS-CoV, Ortadoğu merkezli MERS salgınına yol açmıştı.6Cui, J., Li, F., & Shi, Z.-L. (2018). Origin and evolution of pathogenic coronaviruses. Nature Reviews Microbiology, 17(3), 181–192. doi: 10.1038/s41579-018-0118-9 Araştırmacılar SARS-CoV’un yarasalardan, MERS-CoV’un ise develerden insanlara bulaşmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmişlerdi.6Cui, J., Li, F., & Shi, Z.-L. (2018). Origin and evolution of pathogenic coronaviruses. Nature Reviews Microbiology, 17(3), 181–192. doi: 10.1038/s41579-018-0118-9 Her üç virüs türü de taksonomik olarak Koronavirüsler alt familyasının Betakoronavirüsler cinsine ait. Memeli türleri arasındaki evrimsel yakınlık, virüslerin diğer memelilerden insanlara sıçrayarak salgına sebep olmalarını mümkün kılıyor.

SARS ve MERS salgınlarından farklı olarak COVID-19 salgınının neden bir pandemiye dönüştüğüne ilişkin de çeşitli görüşler mevcut. En yaygın açıklamalardan biri, COVID-19 hastalığının öldürücülük oranının SARS ve MERS’e göre düşük, kuluçka süresinin ise daha uzun olmasının COVID-19’un bulaşıcılığını artırdığı.7Kızıl, Ç. (2020, March 1). SARS-CoV-2 (KORONAVİRÜS/COVID19) hakkında: Ne yapma(ma)lı? BirGün. SARS için %11, MERS için %34,4 olan ölüm oranı, DSÖ’nün 3 Mart’taki açıklamasına göre COVID-19 için %3,4.8Chan-Yeung, M., & Xu, R.-H. (2003). SARS: epidemiology. Respirology, 8(s1). doi: 10.1046/j.1440-1843.2003.00518.x9Aguanno, R., & Kerkhove, M. D. V. (2018). MERS: Progress on the global response, remaining challenges and the way forward. Antiviral Research, 159, 35–44. doi: 10.1016/j.antiviral.2018.09.00210WHO Director-General’s opening remarks at the media briefing on COVID-19 – 3 March 2020. (n.d.). Retrieved from https://www.who.int/dg/speeches/detail/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-media-briefing-on-covid-19—3-march-2020 Dolayısıyla ölüm oranları düşük olsa da enfekte insan sayısı çok yüksek olduğu için toplam ölüm sayısı ve sağlık sistemlerindeki yoğunluk büyük boyutlara varabiliyor.

SARS-CoV-2 Neden Biyolojik Silah Değil?

Öncelikle bu iddiayı ortaya atan kişileri laboratuvara girmeye, deney ve analiz yapmaya, ortaya attıkları iddiayı ispat etmeye çağırmak gerekiyor. Google’a “Biyolojik Silah Nasıl Yapılır?” yazılarak bir virüsün laboratuvar ürünü olduğunun kanıtlanamayacağını anlamak için dahi olmaya gerek yok. Bu iddiayı ortaya atan veya savunuculuğunu yapanların acilen halk sağlığı için önemli bir tehdit oluşturduklarını fark etmeleri gerekiyor.

Bu konuda Nature Medicine dergisinde yayınlanan bir makalede,11Andersen, K. G., Rambaut, A., Lipkin, W. I., Holmes, E. C., & Garry, R. F. (2020). The proximal origin of SARS-CoV-2. Nature Medicine, 26(4), 450–452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9 SARS-CoV-2’nin genomu bir grup virüsle karşılaştırılıyor ve bir filogenetik analiz yapılıyor. Analize göre SARS-CoV-2’ye genetik olarak en yakın virüsler, yarasaları konak olarak kullanan RaTG13 (%~96) ve karıncayiyenleri konak olarak kullanan bir diğer virüs.11Andersen, K. G., Rambaut, A., Lipkin, W. I., Holmes, E. C., & Garry, R. F. (2020). The proximal origin of SARS-CoV-2. Nature Medicine, 26(4), 450–452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9

SARS-CoV-2’nin genomu toplam ~29,903 nükleotidden oluşuyor.12Wu, F., Zhao, S., Yu, B., Chen, Y.-M., Wang, W., Song, Z.-G., … Zhang, Y.-Z. (2020). A new coronavirus associated with human respiratory disease in China. Nature, 579(7798), 265–269. doi: 10.1038/s41586-020-2008-3 Virüsün konak hücrelere girmek için kullandığı Spike adı verilen glikoproteini kodlayan genom bölgesi ise ~1285 nükleotidden oluşuyor. Araştırmacılar için bu bölge özellikle ilgi çekici, çünkü burada meydana gelen mutasyonlar, virüsün ACE2 reseptörüne bağlanma gücünü değiştirerek virüsün karakterini belirleme potansiyeli taşıyor. Sözü geçen araştırmada11Andersen, K. G., Rambaut, A., Lipkin, W. I., Holmes, E. C., & Garry, R. F. (2020). The proximal origin of SARS-CoV-2. Nature Medicine, 26(4), 450–452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9 bu genomik bölgede gerçekten de SARS-CoV-2’ye özgü genetik değişiklikler gözlemlenmiş. Makalenin sonunda bilim insanları ortada anormal bir genomik değişiklik veya sıfırdan tasarlama olmadığı gibi gen manipülasyon tekniklerinin izine de rastlanmadığını belirtiyor. Detaylar ve araştırmanın orijinal metni için bu makaleye11Andersen, K. G., Rambaut, A., Lipkin, W. I., Holmes, E. C., & Garry, R. F. (2020). The proximal origin of SARS-CoV-2. Nature Medicine, 26(4), 450–452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9 göz atılmalı.

Sonuç olarak güncel bilimsel verilerin ışığında SARS-CoV-2’nin ne biyolojik silah ne de Tanrı’nın insanlara gönderdiği bir ceza olduğunu söylemek mümkün – karşımızdaki evrimsel sürecin doğal bir ürünü.

Salgınlardan ve Bilim Dışılıktan Kurtulmak

Salgın hastalıkları kesin olarak öngörmek mümkün olmasa da Nextstrain13Hadfield, J., Megill, C., Bell, S. M., Huddleston, J., Potter, B., Callender, C., … Neher, R. A. (2018). Nextstrain: real-time tracking of pathogen evolution. Bioinformatics, 34(23), 4121–4123. doi: 10.1093/bioinformatics/bty407 gibi gerçek zamanlı patojen evrimi takip projeleri bu konuda gerçekçi tahminlerde bulunmamıza yardımcı oluyor. Tüm dünyada dizilenen virüs genomlarını sürekli olarak derleyip analiz eden bu tarz açık kaynak platformlar halk sağlığı için büyük öneme sahip ve devletler tarafından desteklenmeleri gerekiyor.

SARS-CoV-2’nin Türkiye’ye ne zaman ve hangi ülkeden geldiğini anlamak, ülkemizdeki aşı ve ilaç çalışmalarına veri sağlayabilmek için Türkiye’deki COVID-19 hastalarından örnekler toplayarak virüsün genomunu dizilemek ve dünyada şimdiye kadar yayınlanmış olan 7 binden fazla virüs genomuyla beraber analiz etmek gerekiyor. Bu konuda Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği’nin ön raporu ve çağrısı oldukça değerli.14Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği,“Türkiye’nin ilk SARS-CoV-2 Genomu ile İlgili Ön Çalışma” (2020, 9 Nisan). Önümüzdeki haftalarda Türkiye’den yeni virüs genomu verilerinin uluslararası veri tabanlarına ekleneceğine dair haberler de geliyor.

Sözü geçen safsatalara dönersek, ele aldığımız her iki iddianın da evrim teorisini anlamadan doğa bilimlerine dair cesur yorumlar yapmaktan kaynaklandığı söylenebilir. Hiçbir bilimsel kanıt olmaksızın SARS-CoV-2’nin insan veya tanrı tasarımı olduğunu ileri süren akıl, evrenin mutlaka bir tasarımcısı olması gerektiğini iddia eden akılla aynı. Doğanın işleyişini anlamayan, anlamak istemeyen ve en basit açıklamaya sarılarak tasarımcı/yaratıcı arayan bu insanları ciddiye almamak, bilimsel araştırma motivasyonunu korumak için şart. Dünyaya rasyonel ve bilimsel bir perspektiften bakmak, temel eğitimi bilimselleştirmek ve yaygınlaştırmak, bu tarz olaylara doğru refleksler verilebilmesi için kritik önem taşıyor. Elbette nihai çözüm ise akla ve bilime düşman, halk sağlığını öncelemeyen siyasal iktidarlardan kurtularak bilimsel düşünceyi hayatın her alanına yayacak kamucu bir düzen kurmak.

Notlar:

[1] Ceyhan, M. “Bilim Kurulu Üyesi Profesörden Şok Sözler.” KRT, 26 Mar. 2020, www.krttv.com.tr/gundem/bilim-kurulu-uyesi-profesorden-sok-sozler-h30507.html

[2] Yalçın, S. “COV 19 Öldürmüyor”. Sözcü Gazetesi, 2 Apr. 2020, www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/soner-yalcin/cov-19-oldurmuyor-5721580/

[3] Ledford, H. (2020). How does COVID-19 kill? Uncertainty is hampering doctors’ ability to choose treatments. Nature. doi: 10.1038/d41586-020-01056-7

[4] Koonin, E. V., & Martin, W. (2005). On the origin of genomes and cells within inorganic compartments. Trends in Genetics, 21(12), 647–654. doi: 10.1016/j.tig.2005.09.006

[5] Murphy, F. A., & Nathanson, N. (1994). The emergence of new virus diseases: an overview. Seminars in Virology, 5(2), 87–102. doi: 10.1006/smvy.1994.1010

[6] Cui, J., Li, F., & Shi, Z.-L. (2018). Origin and evolution of pathogenic coronaviruses. Nature Reviews Microbiology, 17(3), 181–192. doi: 10.1038/s41579-018-0118-9

[7] Kızıl, Ç. (2020, March 1). SARS-CoV-2 (KORONAVİRÜS/COVID19) hakkında: Ne yapma(ma)lı? BirGün.

[8] Chan-Yeung, M., & Xu, R.-H. (2003). SARS: epidemiology. Respirology, 8(s1). doi: 10.1046/j.1440-1843.2003.00518.x

[9] Aguanno, R., & Kerkhove, M. D. V. (2018). MERS: Progress on the global response, remaining challenges and the way forward. Antiviral Research, 159, 35–44. doi: 10.1016/j.antiviral.2018.09.002

[10] WHO Director-General’s opening remarks at the media briefing on COVID-19 – 3 March 2020. (n.d.). Retrieved from https://www.who.int/dg/speeches/detail/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-media-briefing-on-covid-19—3-march-2020

[11] Andersen, K. G., Rambaut, A., Lipkin, W. I., Holmes, E. C., & Garry, R. F. (2020). The proximal origin of SARS-CoV-2. Nature Medicine, 26(4), 450–452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9

[12] Wu, F., Zhao, S., Yu, B., Chen, Y.-M., Wang, W., Song, Z.-G., … Zhang, Y.-Z. (2020). A new coronavirus associated with human respiratory disease in China. Nature, 579(7798), 265–269. doi: 10.1038/s41586-020-2008-3

[13] Hadfield, J., Megill, C., Bell, S. M., Huddleston, J., Potter, B., Callender, C., … Neher, R. A. (2018). Nextstrain: real-time tracking of pathogen evolution. Bioinformatics, 34(23), 4121–4123. doi: 10.1093/bioinformatics/bty407

[14] Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği,“Türkiye’nin ilk SARS-CoV-2 Genomu ile İlgili Ön Çalışma” (2020, 9 Nisan).

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Galip Aykut
Yazar