ABD’de Demokrat Parti’nin ön seçimlerinde arka arkaya başarılı sonuçlar alarak bu yılın sonundaki başkanlık seçimlerinde partisinin adayı olma şansını artıran demokratik sosyalist senatör Bernie Sanders’ın kampanyasıyla ilgili Jacobin dergisi kadrolu yazarlarından Meagan Day’in değerlendirmesini Devrim dergisi okurlarıyla paylaşıyoruz.

Bernie Sanders’ın en büyük avantajı, kendisine güçlü bir şekilde bağlı olan tabanının desteği. Ana akım yorumcular bu tutkuyu bir sorun olarak ortaya koysalar da,  kazanmamızın yolu onu büyütmekten geçiyor.

Bernie Sanders’ın New Hampshire ön seçimini kazanmaya hazırlandığı Pazartesi günü, Meet the Press [Basınla Buluş – ç.n.] sunucusu Chuck Todd, Sanders’ın çevrimiçi destekçilerini “dijital kahverengi üniformalılar tugayı” olarak adlandıran sağcı bir yazardan alıntı yaparak adayın destekçilerinden yakınma fırsatını kaçırmadı.

İfade aşırıydı; özellikle de Bernie’nin aile üyelerinin Yahudi Soykırımı’nda Naziler tarafından öldürüldüğü göz önüne alınırsa. Ama bu ifadenin altındaki tema yeni değil. Televizyon yorumcuları veya diğer ana akım medya yüzleri, Bernie’nin çevrimiçi destekçilerini yalnızca merkezciliğin istihkamları tarafından kaleye saldırmaları engellenen, nefret ile hareket eden ve gaddarlığa sürüklenen tehlikeli bir güruha benzetiyor. 

Bu temanın bu kadar popüler olmasının bir nedeni, profesyonel yorumcu takımının, uzmanlık alanları olan politika konusunda sıradan insanların kendilerine internette kötü davranmaları olgusundan dolayı gerçek anlamda ürkmüş ve incinmiş olmaları. Chuck Todd, ağıtında “Bernie’nin çevrimiçi tugayına hepimiz maruz kalıyoruz” derken, burada bir incinme belirtisi fark etmemek mümkün değil. Gerçekten de Todd, bu konuşmadan üç gün önce, canlı yayında milyarderlerin onurunu korumasının ardından Bernie destekçilerinin internetten gelen tepkileriyle yüzleşmek zorunda kalmıştı. Kişisel bir sıkıntısını açığa vurduğuna şüphe yok.

Ana akım medya yüzlerinin, Bernie’nin çevrimiçi destekçileri tarafından güvenlerinin sarsıldığını ve yaralandıklarını neden bu kadar sık ağızlarından kaçırdıklarını anlamak için, yakın tarihli iki büyük kültürel değişime bakmak gerekiyor. Bunların ilki, sosyal medyanın siyasi haberciliğin ve siyasi fikirlerin temel dinamiğini değiştirmiş olması. Kamunun önünde politik fikirlere sahip olmak, on yıllar boyunca yüksek maaşlı ve genellikle çok saygı duyulan bir mesleğin yetki alanındayken, bugün bu, gerekli şecere ve bağlantılara sahip olmayan milyonlar tarafından üstlenilen bir uğraşa dönüşmüş durumda. 

“Bernie’nin tugayı” şikayetini, kısmen de olsa, kendileri değerlendirilmeden –en azından değerlendirildiklerini görmeden–  değerlendirmede bulunmaya alışmış olan ana akım yorumcuların hüsran haykırışı olarak anlamak gerekir. Sosyal medyada, özellikle de Twitter’da, insanlar onlarla aynı fikirde olmamakla kalmıyorlar, onlarla alay da ediyorlar. Profesyonel duayenler için hiçbir şey, kitlesel saygısızlık kadar korkutucu değildir. Bir yorumcunun bütün derdi, insanların onun fikirlerini ciddiye almasıdır; sosyal medya ise otoritelerinin saçmalık olduğunun teşhir edilmesi tehdidini barındırıyor.

Ama bu, “Neden Bernie destekçileri?” sorusunu cevaplamıyor. İşte burada ikinci büyük toplumsal değişiklik devreye giriyor. Sıradan insanların karşıtlıklarını ve hoşnutsuzluklarını ifade edecekleri yeni alanlar bulmaları ile aynı zaman zarfında, sınıf bilinci de yükselişe geçmiş durumda. Kabaca tanımlandığında sınıf bilinci, bir sınıfın üyesi olduğunuzun, sınıfınızın başka bir sınıfla mücadele içinde olduğunun, diğer sınıfın tadını çıkardığı ayrıcalıkların ancak sizin sınıfınızın zararına yaratılabildiğinin ve sınıfınızın ilerlemesi için diğer sınıfla savaşılması gerektiğinin farkındalığı anlamına gelir. Bu bilincin zorunlu olarak bir düzeyde düşmanlık içerdiğini sanırım söylemeye gerek yok.

Ana akım medya, onu mülkiyetinde tutan kapitalist sınıf tarafından yönetilir ve her zaman zenginler için çalışır. Sınıf bilinci ne kadar artarsa, bariz sınıfsal yanlılığı nedeniyle ana akım medya da o kadar topa tutulur. Seçim çalışmalarının doğası gereği, Bernie Sanders’ın destekçileri Birleşik Devletler’deki sınıf bilinci en yüksek topluluk. Bu nedenle, örneğin Chuck Todd gibi biri neden milyarderlerin toplumun iyi ve vazgeçilmez bir bölmesi olduğunu açıkladığında, bu fikre eleştirel bakanlar da genellikle onlar oluyor.

Özetle medya sektörünün içsel sınıf dinamikleri onu, Bernie Sanders’ın adaylık yarışı etrafında birleşen yeni işçi sınıfı hareketiyle açık bir çatışmaya sürüklemiş durumda ve sosyal medya platformları, sektördeki üst düzey kişilere kişisel olarak kırıcı, profesyonel olarak ise korkutucu gelecek şekilde, bu çatışmanın ifade edilmesini kolaylaştırıyor. İşte bu nedenle Bernie destekçilerini sevmiyorlar.  Diğer sebepler ise, baş belası kalabalıklara saldırmanın ex post facto1 Hukukta geriye dönük olarak uygulanabilen yasaları belirten Latince terim. Türkçe hukuk literatüründeki karşılığı, Arapça kökenli makabline şamildir. meşrulaştırılmasından başka bir şey değil.

Ama bütün bunları tamamen reflekse dayandırırsak hata etmiş oluruz. “Bernie Bro” anlatısının Hillary Clinton kampanyasının içinden tezgahlanması gibi2 Türkçeye “Bernie Birader” diye çevrilmesi mümkün olan “Bernie Bro”, ABD’de Sanders destekçilerini alaya almak için kullanılan bir ifade. 2016 yılındaki Demokrat Parti ön seçimlerinde ortaya çıkan bu ifadenin “koordineli ve yüklü miktarda fonlanmış” bir halkla ilişkiler çalışması olduğunun bizzat Hillary Clinton cephesince itiraf edilmesiyle ilgili orijinal yazıda da atıf yapılan içerik için bkz. “Bernie Bro karalaması tabii ki halkla ilişkiler kampanyasıydı”, Kaynak: http://bit.ly/2SVKmsc , Sanders’ı ve hareketini mağlup etmek isteyenlerin bilinçli bir şekilde “Bernie’nin çevrimiçi sürüsü” temasını kullanmaya karar vermiş olması da oldukça olası. Yani bu yaklaşım sadece panik ve küçümseme kaynaklı değil. Ayrıca, en azından kısmen, belirli bir stratejiye de dayanıyor.

Eğer durum buysa, Sander’ın rakiplerine haklarını teslim etmemiz gerekiyor; çünkü bu yaklaşım kesinlikle stratejik. Cumhuriyetçi stratejist Karl Rove, rakibinin en zayıf olduğu yere değil en güçlü olduğu yere saldırmanın en iyi yöntem olduğunu söylerdi. Bir adayı yıkmak istiyorsanız, onun halka en çekici gelen yanını teşhis edin ve bunun etrafındaki suyu bulandırın. İyi bir tavsiye.

Bernie’nin en büyük gücü, geniş ve kendini adamış bir taban desteğine sahip olması. Bütün adaylar içinde, açık ara en tutkulu desteğe sahip olan kendisi. Destekçileri onun politik görüşlerine inanıyor ve çeşitli adaylar arasında gidip gelmiyor. Destekçileri ayrıca onun “Ben Değil, Biz” sloganını da ciddiye alıyor.  Bir hareketin parçası olduklarına, Bernie’nin zaferinin daha sert bir mücadele için yeni fırsatlar yaratacağına inanıyorlar.

Eğer Bernie başkanlığı kazanırsa, destekçileri sadece ondan kendileri adına hareket etmesini istemiyorlar. Obama’nın 2008’deki hayran kitlesinden epey farklı olarak sağlık hizmetleri, barınma, eğitim, güvenli emeklilik, yaşanabilir bir gezegen, toplumsal adalet ve barış için örgütlenip mücadele etmeleri gerektiğini büyük oranda içselleştirmiş durumdalar.  Bu mücadelenin de adaylık yarışı biçiminde çoktan başlamış olduğuna inanıyorlar. Gerçek destekçileri belirli bir adayın kazanması için değil, toplumu dönüştürmek için çabalıyor. Bu, diğer bütün adaylık çalışmalarından hem farklı, hem de mağlup etmesi zor bir dinamik.

Donald Trump bunu anladı. Salı günü [11 Şubat – ç.n.] şöyle dedi: “Açıkçası Bernie Sanders’a karşı yarışmaktansa Bloomberg’e karşı yarışmayı tercih ederim; çünkü onun gerçek takipçileri var. Onu sevin ya da sevmeyin, ona katılın ya da katılmayın – ben şahsen söylediklerinin korkunç olduğunu düşünüyorum. Ama takipçileri var.” Bernie, destekçilerinin takipçiler olarak nitelendirilmesine karşı çıkardı; ama temel fikir doğruluğunu koruyor.

Yani bu, Bernie’nin güçlü yönü. Rove’un kurallarına göre oynuyorsanız, bu gücü bir zayıflığa nasıl dönüştürürsünüz? İki yol var: İlk olarak olumsuz epifenomenlere odaklanabilirsiniz. Bernie’nin adaylar arasında, kendisini destekçi olarak tanımlayan en geniş tabana sahip olduğu ve bu kişilerin çoğunun internete erişim olanağının bulunduğu göz önüne alınırsa, Bernie destekçilerinin internetteki kötü davranışlarına örnek bulmak imkansız değil. Taktiklerden biri, bu tarz örnekleri bütün hareketin sembolü gibi göstermek. Bunu da, örneğin bir avuç cinsiyetçi yorum bularak, bunları Bernie destekçilerinin kadınları taciz etmeye eğilimli olduklarını kanıtlamak için kullanarak ya da gerçekte sadece hakarete uğramış olsanız bile taciz edildiğinizi iddia ederek başarabilirsiniz.

Karşılık vermenin ikinci yolu ise, bütün bir olguyu kötü göstermeye çalışmak. Bernie’nin mesajının etkisinde kalan insanlar siyaseti bir hobi olarak görmüyorlar ve bu kişiler yumuşak başlı da değiller. Onların kişisel tutkularını ve hareketlerinin kitle siyaseti karakterini, Trump benzeri popülizmin korkutucu bir örneği, tüyler ürpertici bir tarikat, kaotik bir topluluk ya da otoriter bir formasyon olarak yeniden biçimlendirmek mümkün.  Mücadele içinde şefkat ve dayanışma mesajlarını bir anlaşmazlık ve nefret mesajı olarak kodlamak da. Chuck Todd’un yapmaya niyetlendiği de buydu.  Bilinçli bir strateji mi uyguladığı yoksa yaralı gururunu mu iyileştirmeye çalıştığı pek de bir önem arz etmiyor. Davranışı, Rove etkisi yaratıyor; güçlü bir avantajı söylem düzeyinde potansiyel bir eksikliğe dönüştürme.

Eğer bütün bir hafta sonu soğukta propaganda çalışmalarına katılıyorsanız, eğer güçlükle kazandığınız paranızı yaşamınızı değiştirme gücüne sahip olduğuna inandığınız bir seçim kampanyasına bağışlıyorsanız, eğer ülkenin sonunda içinde bulunduğu kapitalist-realist3“Kapitalist realizm”, Britanya’da Margaret Thatcher yönetiminden hareketle geliştirilmiş bir kavram olup kapitalist sistemin kapitalizmi zorunlu, kapitalizm dışı seçenekleri ise olanaksızmış gibi göstererek savunulması ve meşrulaştırılmasını anlatmaktadır. komadan çıkabileceğini düşünmeye başladıysanız ve bunu gerçekleştirecek olan harekete elinizden geldiğince katkı sunmaya çalışıyorsanız, yobaz, enayi ya da tiran olarak karikatürize edildiğinizi görmek cesaretinizi kırabilir. Bu umutsuzluk yaratma durumu da, meselenin en azından bir parçasını oluşturuyor.

Ama seçme şansınız var. Ya coşkunuzdan ve inancınızdan dolayı sizi utandırıp moralinizi bozmalarına izin verirsiniz, ya da saldırılarının zafere giden yolda olduğunuzu gösterdiğini anlayarak daha kararlı olursunuz.

Daha kararlı olmak, Twitter’da daha adi davranmak anlamına gelmiyor; milyarderlerin varlığını savunan yorumculara iyi davranmak yükümlülüğünde olmadığınızı düşünsem de. Daha kararlı olmak, çevrimiçi mücadele ederken örgütlü olmanız gerektiği anlamına geliyor. Propaganda yapmanız, telefonla oy istemeniz, bağışta bulunmanız, seçim kampanyasının en yüksek ideallerini kendisinde cisimleştiren bir örgüte katılmanız ve seçimlerin ardından, kazanılsa da kaybedilse de, burada kalmanız gerektiği anlamına geliyor.

Daha kararlı olmak, rakiplerinizin zar zor anlayabildiği, ortadan kaldırmakta ise çok daha zorlanacağı bir tutku ve hiddet ile bu hareketi sonuna kadar götürmek için çalışmanız gerektiği anlamına geliyor.

Çeviri: Refik Sina

* Yazının orijinali, “The Passion of Bernie’s Base Is the Path to Victory” başlığıyla 12 Şubat 2020 tarihinde jacobinmag.org’da yayımlanmıştır. Notlar Türkiyeli okurun yazıyı daha kolay takip edebilmesi için çevirmen tarafından eklenmiştir. Tercüme Odası sayfasında yayımlanan içerikler, Devrim dergisinin yayın politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.

Notlar:

[1] Hukukta geriye dönük olarak uygulanabilen yasaları belirten Latince terim. Türkçe hukuk literatüründeki karşılığı, Arapça kökenli makabline şamildir.

[2] Türkçeye “Bernie Birader” diye çevrilmesi mümkün olan “Bernie Bro”, ABD’de Sanders destekçilerini alaya almak için kullanılan bir ifade. 2016 yılındaki Demokrat Parti ön seçimlerinde ortaya çıkan bu ifadenin “koordineli ve yüklü miktarda fonlanmış” bir halkla ilişkiler çalışması olduğunun bizzat Hillary Clinton cephesince itiraf edilmesiyle ilgili orijinal yazıda da atıf yapılan içerik için bkz. “Bernie Bro karalaması tabii ki halkla ilişkiler kampanyasıydı”, Kaynak: http://bit.ly/2SVKmsc

[3] “Kapitalist realizm”, Britanya’da Margaret Thatcher yönetiminden hareketle geliştirilmiş bir kavram olup kapitalist sistemin kapitalizmi zorunlu, kapitalizm dışı seçenekleri ise olanaksızmış gibi göstererek savunulması ve meşrulaştırılmasını anlatmaktadır.

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Meagan Day
Yazar