AKP’nin UMH’ye verdiği destek ve Hafter karşıtlığının bir nedeni, Müslüman Kardeşler ile kurduğu ve yıllardır süren yakın ilişki. Tam da bu nedenle Türkiye, Doğu Akdeniz’de olduğu gibi Libya’da da karşısında Müslüman Kardeşler ve Türkiye düşmanlığına dayanan geniş bir ittifak buldu.

Ocak ayı başlarında hükümetin Libya’ya asker göndermesinin ardından, Devrim’in Şubat sayısında çıkan ve AKP’nin dış politikasını Libya ile yapılan mutabakat çerçevesinde incelediğimiz yazıda şöyle demiştik:

Libya Mutabakatı AKP’nin 10 yıldan uzun süredir sahip olduğu dış politika anlayışını aynı şekilde devam ettireceğini gösteriyor. ABD’nin tetikçiliğine soyunarak ve bölgede mezhep çatışmalarından beslenerek güç kazanmaya çalışan AKP hükümeti, pervasızlığıyla hem Türkiye hem de bölge halklarına büyük zararlar veriyor”.1https://dsosyal.com/devrim/sayi-2/stratejik-iflasta-yeni-perde-libya/

Söylediklerimiz Şubat ayından bugüne gelen süreçte birçok kez doğrulandı. Emperyalizmin krizinin sebep olduğu çatlaklara oynayarak kendisine özellikle Ortadoğu’da alan açmaya çalışan AKP, hem Libya’da istikrarsızlığı beslemeye, hem de kabadayılığı diplomasi zanneden dış politika yaklaşımıyla uluslararası siyasetteki yalnızlığını pekiştirmeye devam etti. İktidar, müttefiki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) verdiği askeri destekle sahada kazanımlar elde etse de, bunu diplomatik bir başarıya dönüştüremedi. Ayrıca yürüttüğü dış siyaset tarzı yüzünden, bir arada hareket etmesi oldukça zor bir ülkeler toplamını da karşısına almayı başardı.

Bu yazıda öncelikle Şubat ayından itibaren Libya’da yaşananları özetleyecek, ardından da AKP hükümetinin dış politika yaklaşımını, Libya’daki iç savaşa dahil olduğu zamandan beri yaptıkları üzerinden incelemeye çalışacağız.

Şubat Ayından Bugüne Libya’da Yaşananlar

Fayez al-Sarraj başkanlığındaki UMH ile General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu arasında 12 Ocak’ta imzalanan ateşkesten hemen önce, Libya Ulusal Ordusu başkent Trablus’a girmeye başlamıştı. 19 Ocak’ta toplanan Libya konulu Berlin Konferansı Libya’daki taraflara silah ambargosu uygulanması gibi önemli bir karar alsa da, bu karar fiilen hiçbir zaman uygulanamadı.2https://tr.sputniknews.com/afrika/202002171041424966-bm-libyada-150-bin-ila-200-bin-ton-denetimsiz-silah-var/, https://tr.euronews.com/2020/09/04/bm-raporu-libya-ya-uygulanan-silah-ambargosuna-uyulmuyor Ateşkesin ardından düşük yoğunluklu olarak devam eden çatışmalar, 19 Şubat’ta taraflar arasındaki müzakerelerin askıya alınmasından sonra şiddetlendi. 22 Şubat’ta Tayyip Erdoğan, ileride Türkiye siyaset tarihinin utançlarından biri olarak anılacak “Birkaç tane şehidimiz var” sözlerini sarf ederken, aynı zamanda Suriyeli cihatçı çetelerden “Suriye Milli Ordusu’ndan ekiplerimiz” olarak bahsetti.3https://tr.euronews.com/2020/02/22/erdogan-libya-da-birkac-tane-sehidimiz-var-sehitler-tepesi-bos-kalmayacak, Aynı tarihlerde Libya Ulusal Ordusu ise toplam 16 Türk askeri öldürdüğünü iddia etmişti. https://tr.euronews.com/2020/02/24/libya-da-hafter-e-bagl-silahl-gucler-son-haftalarda-16-turk-askerini-oldurduklerini-iddia Fakat AKP’ye haksızlık etmek istemeyiz; hükümet hiçbir zaman Suriye’de Esad’a karşı kullandığı İslamcı çeteleri Libya’ya gönderdiğini gizlemedi.

Türkiye’nin UMH’ye verdiği askeri destek, başkenti kaybetme noktasına gelmiş Trablus Hükümeti’nin savaşta önemli kazanımlar elde etmesini getirdi. Nisan ayında Libya’nın batısındaki Surman ve Sabrata kentlerini Libya Ulusal Ordusu’ndan geri alan UMH, Mayıs sonlarında Trablus’un tamamında kontrolü tekrar sağladı. AKP hükümeti elde edilmesine yardım ettiği askeri başarılar sonrasında Libya’daki ağırlığını arttırsa da, her zamanki gibi, bu başarıları diplomatik kazanımlara çevirmeyi beceremedi. Kazanılan ufak zaferlerle şımaran UMH, bir yandan Hafter’in ateşkes çağrısını reddederken diğer yandan da Doğu Akdeniz’deki çıkarları gereği Hafter’i destekleyen ve Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesine en başından karşı olan Fransa’nın fırkateynini taciz ederek bu ülkeyle ilişkilerini kopma noktasına getirdi.4https://tr.euronews.com/2020/06/18/fransa-turkiye-yi-nato-ya-sikayet-etti-akdeniz-de-gemimizi-radar-kilidiyle-uyard

Uluslararası düzlemde başarı kazanmaya alışık olmayan AKP zafer sarhoşluğuyla Hafter’i bitirme planları yaparken, Hafter’i destekleyen Rusya Haziran ayından itibaren Libya’daki askeri ve diplomatik ağırlığını arttırmaya başladı.5Hafter’i desteklemekle birlikte Rusya, Türkiye karşıtı cephede yer almadı ve süreç içinde AKP hükümetiyle sık sık görüşerek bir denge politikası yürütmeye çalıştı. Bu yaklaşım ise kuşkusuz Rusya’nın, UMH’nin olası bir zaferinin ardından kendi bölgesel çıkarlarını koruma isteğinin bir sonucu. Mısır ise aynı dönemde Hafter yanlısı sert açıklamalar yapmakla kalmadı, 20 Temmuz’da parlamentodan Mısır Ordusu’na gerektiği durumda Libya’ya müdahale etme yetkisi verdi. AKP iktidarı büyük bir zafer hayaliyle oyalanırken Libya’da güç dengeleri kısa sürede tekrar kuruldu. UMH Başkanı Fayez al-Sarraj’ın 21 Ağustos’ta yaptığı ateşkes ve genel seçim çağrısı ile istifa edeceğini açıklamasının ardından çatışmalar şimdilik sona erse de, Libya’da belirsizlik sürüyor. AKP hükümeti ise diplomatik başarısızlıklarına bir yenisini daha eklemiş ve bölge ülkelerinin neredeyse tamamına düşman olmaktaki ısrarını da tekrar göstermiş oldu. Fakat emperyal hevesleri nedeniyle gelecekte de Libya’ya müdahale etmede ısrarcı olan iktidar, bölgeyi şiddete boğmaktan vazgeçmeyecek gibi gözüküyor.

Mezhepçi ve Batıcı AKP

AKP dış politikasının en temel özelliklerinden ikisi olan mezhepçilik ve Batıcılık, iktidarın Libya’da izlediği stratejiyi de büyük oranda belirledi. AKP’nin UMH’ye verdiği destek ve Hafter karşıtlığının bir nedeni, Müslüman Kardeşler ile kurduğu ve yıllardır süren yakın ilişki. Tam da bu nedenle Türkiye, Doğu Akdeniz’de olduğu gibi Libya’da da karşısında Müslüman Kardeşler ve Türkiye düşmanlığına dayanan geniş bir ittifak buldu. AKP hükümeti ile daha ılımlı ilişkiler kuran Rusya’yı hariç tutarsak Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve Fransa’dan oluşan UMH karşıtı cephe, Türkiye’nin bölgedeki yalnızlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu çok farklı amaçları ve bölgesel çıkarları olan ülkeleri kendisine düşman bir cephede birleştirmek ise kuşkusuz AKP dış politikasının büyük bir başarısı olarak tarihe geçti.

Dış politikadaki mezhepçi yaklaşımın dini duyarlılıktan çok somut, yani ekonomik gerekçelere dayandığını da kısa bir zaman önce tekrar gördük. İki hafta önce Trablus hükümeti ile AKP arasında imzalanan yeni bir mutabakat, büyük oranda inşaat sektörünü ilgilendiren düzenlemeler içeriyor.6https://tr.sputniknews.com/turkiye/202009161042854771-turkiye-ile-libya-arasinda-yeni-mutabakat/ Ekonomik büyümeyi yağma ve ranta dayalı inşaat sektörüne dayandıran AKP, ekonomik krizle birlikte durgunlaşan bu sektör için yıllardır yeni olanaklar yaratmaya çalışıyor. İktidar Suriye’de istediğini elde edemese de, yıkımında pay sahibi olduğu Libya kentlerinin en azından bir kısmında yandaşı müteahhitlere iş olanağı yarattığı için gurur duyuyor olmalı.

AKP’nin genelde bütün bir dış politikasının, özelde de Libya stratejisinin asıl belirleyeninin mezhepçilik olduğunu söylemek ise abartılı olacaktır. Bundan çok daha önemli bir faktör, İslamcılığın temel özelliklerinden biri olan ABD yanlılığı. Bu noktada Fayez al-Sarraj başkanlığındaki UMH’nin, Libya’da BM tarafından tanınan ve ABD ile Fransa dışındaki AB ülkeleri tarafından desteklenen hükümet olduğunu hatırlatmak gerekiyor. ABD desteğini doğrudan müdahil olmak biçiminde anlamak ise yanlış olacaktır. Zaman zaman Türkiye’nin Libya’daki askeri etkinliğini eleştiren ABD7https://tr.sputniknews.com/abd/202002121041392251-abd-turkiyenin-libyada-yaptiklarini-desteklemiyoruz/, https://tr.euronews.com/2020/09/03/abd-turkiye-nin-libya-ya-gonderdigi-paral-askerler-guvenligi-tehdit-ediyor/, uygulanan silah ambargosunun denetlenmesi gibi ‘angarya’ işleri de AB’ye yıkma eğiliminde. Fakat bütün bunlara rağmen ABD’nin tercihinin Sarraj’dan yana olduğu açık.8Bu ‘tercih’in karşılıklı olduğu görülüyor. Savaşın kızıştığı Şubat ayı sonlarında UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa, ABD’nin Libya’da üs kurmak istemesi durumunda buna karşı gelmeyeceklerini belirtmişti. https://tr.sputniknews.com/afrika/202002231041460171-libya-abdye-rusyayi-caydirmak-icin-us-kurmasini-onerdi/Emperyalizmin tercihinin aynı zamanda AKP’nin tercihi olduğunu da uzun yıllardır yaşayarak görüyoruz.

Emperyalizmin krizinden faydalanarak uluslararası düzendeki çatlaklara oynayıp güç kazanmaya çalışan AKP’nin ABD’ye göbekten bağlı olduğunu, Libya’da son altı ayda yaşananlarla bir kez daha görmüş olduk. Emperyalizmin tetikçiliğini yapıp Libya’yı kana bularken, bir yandan da mezhepçiliği ve İhvan sevgisi nedeniyle bölgedeki neredeyse bütün ülkeleri kendisine düşman eden AKP iktidarı, iç savaşın yarattığı kaosu beslemekten başka bir şey yapmadı. AKP’nin öfke ve tehdide dayalı diplomasi anlayışı, geçici askeri başarıların diplomatik kazanımlara dönüşmesine de engel oldu. Yeni-Osmanlıcı hülyalara kapılıp Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren AKP’nin dış politika başarısızlıklarına üzülecek değiliz kuşkusuz. Önemli olan Türkiye emekçilerini sefalete, bölge halklarını ise ölüme mahkum edenin emperyalizm ve onun tetikçileri olduğunu görebilmek ve gösterebilmek.

Notlar

[1] https://dsosyal.com/devrim/sayi-2/stratejik-iflasta-yeni-perde-libya/

[2] https://tr.sputniknews.com/afrika/202002171041424966-bm-libyada-150-bin-ila-200-bin-ton-denetimsiz-silah-var/, https://tr.euronews.com/2020/09/04/bm-raporu-libya-ya-uygulanan-silah-ambargosuna-uyulmuyor

[3] https://tr.euronews.com/2020/02/22/erdogan-libya-da-birkac-tane-sehidimiz-var-sehitler-tepesi-bos-kalmayacak, Aynı tarihlerde Libya Ulusal Ordusu ise toplam 16 Türk askeri öldürdüğünü iddia etmişti. https://tr.euronews.com/2020/02/24/libya-da-hafter-e-bagl-silahl-gucler-son-haftalarda-16-turk-askerini-oldurduklerini-iddia

[4] https://tr.euronews.com/2020/06/18/fransa-turkiye-yi-nato-ya-sikayet-etti-akdeniz-de-gemimizi-radar-kilidiyle-uyard

[5] Hafter’i desteklemekle birlikte Rusya, Türkiye karşıtı cephede yer almadı ve süreç içinde AKP hükümetiyle sık sık görüşerek bir denge politikası yürütmeye çalıştı. Bu yaklaşım ise kuşkusuz Rusya’nın, UMH’nin olası bir zaferinin ardından kendi bölgesel çıkarlarını koruma isteğinin bir sonucu

[6] https://tr.sputniknews.com/turkiye/202009161042854771-turkiye-ile-libya-arasinda-yeni-mutabakat/

[7] https://tr.sputniknews.com/abd/202002121041392251-abd-turkiyenin-libyada-yaptiklarini-desteklemiyoruz/, https://tr.euronews.com/2020/09/03/abd-turkiye-nin-libya-ya-gonderdigi-paral-askerler-guvenligi-tehdit-ediyor/

[8] Bu ‘tercih’in karşılıklı olduğu görülüyor. Savaşın kızıştığı Şubat ayı sonlarında UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa, ABD’nin Libya’da üs kurmak istemesi durumunda buna karşı gelmeyeceklerini belirtmişti. https://tr.sputniknews.com/afrika/202002231041460171-libya-abdye-rusyayi-caydirmak-icin-us-kurmasini-onerdi/

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Refik Sina
Yazar