10 yıla yaklaşan savaşta kendi güçleriyle, çeşitli ülkelerden, Türkiye üzerinden giriş yapmış binlerce cihatçıya karşı savaşan güçlü bir ülke Suriye. Topraklarının yüzde 85’ine de hakim. Genel olarak hem diplomaside hem de sahada Suriye kazanmıştır.”

Devrim’in Ekim sayısında gazeteci Mustafa Kemal Erdemol ile Suriye’deki gelişmeleri konuştuk. Suriye’de ABD ve Rusya’nın planlarından AKP’nin hamlelerine, Kürt bölgelerinin statüsünden yeni anayasa tartışmalarına birçok konuya temas ettiğimiz bu kapsamlı röportaj için Erdemol’a teşekkür ediyoruz.

Suriye’de Esad yönetiminin tam bir zaferinden bahsedilebilir mi? Yeni süreçte yönetim özerklik, yeni anayasa, seçimler gibi ‘tavizler’ verecek mi?

Diplomatik alanda tam sayılamasa da, uluslararası müdahaleye hala açık (İdlib gibi) bölgeler dışında sahada “tam bir zafer”den söz edilebilir elbette Suriye için. 10 yıla yaklaşan savaşta – son iki yıldır Rusya desteği var malum – kendi güçleriyle, çeşitli ülkelerden, Türkiye üzerinden giriş yapmış binlerce cihatçıya karşı savaşan güçlü bir ülke Suriye. Topraklarının yüzde 85’ine de hakim. Yüzde 15’lik bir bölümde de Türkiye, ABD gibi faktörler yüzünden etkin değil. Ama genel olarak hem diplomaside hem de sahada Suriye kazanmıştır.

Ancak bu, Suriye’de her şeyin eskisi gibi süreceği anlamına gelmiyor. Kürt bölgelerine ilişkin bir plan proje var bazı merkezlerde. Suriye oraların kesinlikle özerklik dahil benzeri formüllerle “ayrılmasına” taraftar olmasa da, bir federasyon zorlanıyor malum. O bölgeler tarihsel olarak Kürt bölgeleri ancak 70’lerden beri taşınan bir Arap nüfus var, yani Kürt’ten çok Arap nüfus çoğunlukta. Bu olası bir özerk yapının oluşturulmasını zorlaştırıyor. Ama Suriye’ye yine de sanırım bunu kabul ettirecekler.

Yeni bir anayasa hazırlamak, seçimlere gitmek ise bir taviz değil. Son derece hak kapsamlı bir anayasası var Suriye’nin, özellikle Beşar Esad, 2000’de yönetime geldikten sonra yenilemeler de yapıldı anayasada. Seçimler ise hep olageldi. Dolayısıyla bunlar kabul etmesi gereken “yenilikler” değil Suriye’nin.

Rusya-Suriye ilişkileri bağlamında, Türkiye’nin Rusya ile ortaklaşma hamleleri Türkiye’yi nereye götürür? Suriye özelinde Esad hariç bütün aktörlerin ikili oynayabildiği düşünüldüğünde, mesele Türkiye açısından nerede sıkışır?

Öncelikle Türkiye ile Rusya, Suriye dışında, uluslararası sahada hemen hemen karşıt cephelerdeler. Suriye’de, ABD’nin Kürt güçlerine verdiği destek yüzünden Türkiye’nin Rusya ile zorunlu bir işbirliği var sadece. ABD’nin Kürtler konusunda “Türkiye’nin hassasiyetlerini” giderdiği anda Rusya’yla işbirliği biter. Şu haliyle bil işbirliği sıkıntılı zaten. Türkiye, Rusya tarafından Astana prensiplerini ihlal etmekle suçlandı defalarca. Türkiye, İdlib’de sıkışmış durumda zaten. Yaptığı askeri operasyonlarda Rusya ile üzerinde anlaştıkları sınırları aşmış değil. Suriye Türkiye için bir çıkmazdır.

Suriye ile Türkiye yönetiminin görüşme, diyalog ihtimali var mı?

Bu ihtimal değil, bir olgu. İki ülke arasında kesinlikle görüşmeler yapılıyor. Öylei ki, psikolojik engeller olmasa Erdoğan – Esad görüşmesi bile gündeme gelebilir. Her iki ülkenin yetkilileri alt düzeyde, istihbarat bağlamında görüşmelerin yapıldığını defalarca açıkladılar.

İdlib mutabakatının gerekleri tam olarak yerine getiriliyor mu? İran ve Rusya tarafından yer yer yapılan eleştirel çıkışlar düşünüldüğünde, mutabakat ölü mü doğdu?

Hayır getirilmiyor. Suriye başından beri haklı olarak İdlib’i “kurtarılacak vatan toprağı” olarak görüyor. Türkiye’in derdi, mülteci akını olur kılıfı altında oradaki cihatçıların akıbetinin ne olacağı. Bir ülkeye “kendi kentini kurtarma, ben mülteci gelmesinden çekiniyorum” denir mi? Bu nedenle Suriye “evet” demiş olsa da İdlib’i kendinden koparacak bir “mutabakatın gereklerini” tam olarak yerine getirmez. Haklıdır da getirmemekte. Rusya için bu mutabakatın özellikle Türkiye’yi engelleyici olması önemli. Türkiye de bu mutabakatın gereklerini yerine getirmiyor. Ölü doğmasa da hemen “öleceği” bilinen bir anlaşmaydı bu.

YPG – ABD ilişkilerinin geleceği ne olacak? Rusya’nın konuyla ilgili hamleleri (YPG ile görüşmesi) ne anlama geliyor?

Çok karmaşık. Trump’ın bir ara Kürtleri ortada bıraktığı gerçek. Ancak Trump’ın “Suriye’den çekiliyoruz, dünyanın herhangi bir yerindeki çıkarlarımızı o bölgelerdeki müttefiklerimizle koruyacağız” açıklaması var. İçinde YPG’nin ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) de Suriye’deki müttefiki olarak görüyor. SDG içinde de sadece Kürtler yok, bölgedeki hemen her etnik güç temsil ediliyor. Ama ABD’nin daha çok, IŞİD’ karşı en iyi onlar savaştı diyerek YPG’yle işbirliği yaptığı, bunu da halen sürdürdüğü gerçek. Bir özerk yapı peşinde ABD ve bu yapının lokomotifi de YPG olsun istiyor. Rusya da YPG’yi tanıdığına göre, Suriye’nin muhalefetine rağmen bir özerklik ihtimali var. Ama orası Ortadoğu, ne olacağı hiç belli olmaz.

Dövizle destek olmak için Patreon üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Türk Lirasıyla destek olmak için Kreosus üzerinden bağış yapabilirsiniz.
Devrim dergisini dijital ya da basılı olarak edinmek, abone olmak için Shopier’daki mağazamıza göz atabilirsiniz.
Devrim
Yazar